-e uzanmak

listen to the pronunciation of -e uzanmak
Türkisch - Englisch

Definition von -e uzanmak im Türkisch Englisch wörterbuch

-e uzanmak
grasp at
uzanmak
lie down

I want to lie down for a few minutes. - Birkaç dakika uzanmak istiyorum.

I want to lie down and rest for a while. - Uzanmak ve bir süre dinlenmek istiyorum.

uzanmak
lain
boylu boyunca uzanmak
(Dilbilim) stretch out
uyumak üzere uzanmak
(Argo) turn in
uzanmak
stretch out
uzanmak
extend along
uzanmak
jut
uzanmak
repose
uzanmak
trail
uzanmak
go over to
uzanmak
go to
uzanmak
sweep
uzanmak
stretch
uzanmak
extend
uzanmak
reach
uzanmak
lengthen
uzanmak
lie

I want to lie down for a few minutes. - Birkaç dakika uzanmak istiyorum.

He did nothing but lie in bed all day. - Bütün gün yatakta uzanmaktan başka bir şey yapmadı.

iki seksen uzanmak
slang 1. to be tickled pink. 2. to be flattened (by a fisticuff). 3. to loll
iki seksen uzanmak
to lick the dust
yatıp uzanmak
Lying to lying
yere uzanmak
to lay down
boylu boyunca uzanmak
to recline
boyunca uzanmak
skirt along
daha iyi uzanmak
outreach
geçmişe uzanmak
date back to
göz alabildiğine uzanmak
spread
izan dedikçe uzanmak
to pay no attention to those who ask one to be considerate
kıvrılarak uzanmak
(nehir) ramble
sereserpe uzanmak
sprawl
sereserpe uzanmak
outstretch
turna gibi uzanmak
crane
uzanmak
run
uzanmak
skirt along
uzanmak
hand up
uzanmak
recline
uzanmak
outstretch
uzanmak
snatch at
uzanmak
reach out
uzanmak
to go to, go over to (a place)
uzanmak
kip down
uzanmak
reach out for
uzanmak
to reach over to, stretch one's arm to; to stretch one's body towards
uzanmak
to lie down, to recline; to stretch (oneself) out; to go to, to go over to; to reach (out); to extend
uzanmak
run along
uzanmak
lounge
uzanmak
kip
uzanmak
grasp at
uzanmak
to lie down on, stretch out on
uzanmak
sprawl
uzanmak
be ranging to the
uzanmak
be couched
uzanmak
spread
uzanmak
loll
uzanmak
reach forth
uzanmak
rest

I want to lie down and rest for a while. - Uzanmak ve bir süre dinlenmek istiyorum.

uzanmak
repose oneself
uzanmak
to reach to, extend as far as
uzanmak
range
Türkisch - Türkisch

Definition von -e uzanmak im Türkisch Türkisch wörterbuch

uzanmak
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
uzanmak
Yetişmek, ulaşmak: "Kedi, uzanamadığı ciğere murdar der."- Atasözü
uzanmak
Yetişmek, ulaşmak
uzanmak
Gitmek
uzanmak
Bir şey boyunca sıralanmak
uzanmak
Gitmek: "Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım."- Y. K. Beyatlı
uzanmak
Bir alana yayılmak: "Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."- P. Safa
uzanmak
Bir alana yayılmak
uzanmak
Boylu boyunca yatmak: "Nevin evde biraz uzanıp dinlenmezse hastalanacaktı sanki."- S. F. Abasıyanık
uzanmak
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak: "Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı."- H. R. Gürpınar
uzanmak
Boylu boyunca yatmak
uzanmak
Bir şey boyunca sıralanmak: "İncecik ırmaklar vardı ki, kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi."- Y. K. Karaosmanoğlu
-e uzanmak
Favoriten