It's good now; neither too heavy nor too light.
- O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.
Shall we start the meeting now?
- Toplantıyı şimdi başlatalım mı?
I heard a shot just now.
- Ben şimdi bir silah sesi duydum.
I can't think of his name just now.
- Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
I have not heard a word from him as yet.
- Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.
I've just arrived. I haven't even emptied my suitcases yet.
- Şimdi vardım. Valizimi bile henüz boşaltmadım.
I have to go now. Did you see where I put my things?
- Şimdi gitmek zorundayım. Eşyalarımı nereye koyduğumu gördün mü?
Can you see where Tom is now?
- Şimdi Tom'un nerede olduğunu görebiliyor musun?
I want you focus on the here and now.
- Burada ve şimdi odaklanmanı istiyorum.
I can't answer you here and now.
- Sana şimdi yanıt veremem.
I see now that we've made a mistake.
- Bir hata yaptığımızı şimdi anlıyorum.
I see now that I was mistaken.
- Hatalı olduğumu şimdi anlıyorum.
We have to do this right away.
- Bunu şimdi yapmak zorundayız.
The boarders are now away on vacation.
- Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.
Where do you live at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
Where are you sitting at the moment?
- Sen şimdi nerede oturuyorsun?
My mother had none of the mod cons which are available to today's housewives.
- Annem, şimdiki ev hanımlarının kullandığı ev gereçlerinin hiçbirine sahip değildi.
Today's the coldest day we've ever had.
- Bugün şimdiye kadar yaşadığım en soğuk gündür.
I can't think of his name just now.
- Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
I want you to take back what you said just now.
- Ben söylediklerini şimdi geri almanı istiyorum.
In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils.
- Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.
Nowadays, almost every home has one or two televisions.
- Şimdilerde neredeyse her evde bir ya da iki televizyon var.
We're getting out of here in a moment.
- Hemen şimdi buradan çıkıyoruz.
How about going to a sushi bar right now?
- Hemen şimdi bir suşi bara gitmeye ne dersin?
I want you to leave right now.
- Hemen şimdi ayrılmanı istiyorum.
Dad just now went out.
- Babam hemen şimdi dışarı çıktı.
I'm coming to you just now.
- Hemen şimdi sana geliyorum.