şimdi

listen to the pronunciation of şimdi
Türkçe - İngilizce
now

Shall we start the meeting now? - Toplantıyı şimdi başlatalım mı?

She is writing a letter now. - O şimdi bir mektup yazıyor.

at the present time
anon
now, at the moment, at present, just now
presently
just

He came home just now. Didn't you know that? - O şimdi eve geldi. Bunu bilmiyor muydunuz?

For you to come out and say that kind of thing now would just be pouring oil on the fire. - Şimdi dışarıya gelmen ve o tür bir şey söylemen yangına körükle gitmek olur.

away

The boarders are now away on vacation. - Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.

Can you please go away now? - Şimdi gider misiniz, lütfen?

now that

I see now that I was mistaken. - Hatalı olduğumu şimdi anlıyorum.

Now that he's retired, Yves can look forward to a contented and placid life. - O şimdi emekli, Yves memnun ve sakin bir yaşam için sabırsızlanabilir.

yet

I have not heard a word from him as yet. - Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.

As yet, everything has been going well. - Şimdilik her şey yolunda gidiyor.

(Konuşma Dili) here and now

I want you focus on the here and now. - Burada ve şimdi odaklanmanı istiyorum.

I can't answer you here and now. - Sana şimdi yanıt veremem.

you see

Are you seeing anybody now? - Şimdi birini görüyor musun?

I have to go now. Did you see where I put my things? - Şimdi gitmek zorundayım. Eşyalarımı nereye koyduğumu gördün mü?

hereby
straightaway
at present
at the moment

Where do you live at the moment? - Sen şimdi nerede oturuyorsun?

Where are you sitting at the moment? - Sen şimdi nerede oturuyorsun?

now now
nowadays

That's not surprising nowadays. - Şimdi bu sürpriz değil.

In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils. - Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.

just now

We're very busy just now. - Biz şimdi çok meşgulüz.

I want you to take back what you said just now. - Ben söylediklerini şimdi geri almanı istiyorum.

today

I'm now watching Russia Today. - Ben şimdi Russia Todayi izliyorum.

My mother had none of the mod cons which are available to today's housewives. - Annem, şimdiki ev hanımlarının kullandığı ev gereçlerinin hiçbirine sahip değildi.

şimdi beklemeye geç
(Bilgisayar) standby now
şimdi bile
still, yet
şimdi bir taksi rica ediyorum
I would like a taxi now
şimdi tamam
aha
şimdi ödeyebilir miyim
Can I pay now
şimdi şimdi only
very recently, not until very recently
hemen şimdi
this moment
hemen şimdi
in a moment

We're getting out of here in a moment. - Hemen şimdi buradan çıkıyoruz.

burada-şimdi yaklaşımı
(Pisikoloji, Ruhbilim) here-and-now approach
daha şimdi
just now
evet, şimdi güncelleştir
(Bilgisayar) yes, update now
haydi şimdi
there now
hemen şimdi
at once, straightaway
hemen şimdi
right now

I want you to leave right now. - Hemen şimdi ayrılmanı istiyorum.

Please come right now. - Lütfen hemen şimdi gel.

hemen şimdi
just now

Dad just now went out. - Babam hemen şimdi dışarı çıktı.

I'm coming to you just now. - Hemen şimdi sana geliyorum.

hesabı şimdi ödemek istiyorum lütfen
I'd like to pay now please
ne demek şimdi bu
what is this supposed to mean
ya şimdi ya hiç
now or never
Türkçe - Türkçe
Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda: "Şimdi daha bahtiyar bir haberi sevgili bir sesten bizzat duymaya imkân buluyoruz."- A. Ş. Hisar
Az sonra, yakında
Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda
Az önce, biraz önce, demin
Artık, bundan böyle, bu duruma göre
Artık, bundan böyle, bu duruma göre: "Sizden kaçan hayvanı da şimdi kim bilir hangi semtte satacaklar?"- B. Felek
şimdi şimdi
Ancak çok yakın bir zamandan beri
şimdi