üst üste

listen to the pronunciation of üst üste
Türkisch - Englisch
one after the other
one thing on top of another
(deyim) day after day

They labored day after day. - Onlar üst üste her gün çalıştılar.

successive
a) one on the top of the other b) on the trot, one after the other, successively
on end
over and over

He kept playing the same record over and over until I had to leave the room. - Ben odayı terk etmek zorunda kalıncaya kadar aynı plağı üst üste çalmaya devam etti.

together
on the trot
running
üst üste atmak
cross
üst üste bindirmek
to imbricate
üst üste binmek
ride
üst üste binmek
(kırık kemik) override
üst üste birkaç vuruş
(tenis) rally
üst üste gelme
overlap
üst üste gelmek
lap
üst üste gelmek
overlap
üst üste getirmek
superimpose
üst üste konmuş
laminated
üst üste koymak
pile on
üst üste koymak
to superimpose
üst üste koymak
superpose
üst üste koymak
laminate
üst üste olan
successive
üst üste olma
superposition
üst üste olma
succession
üst üste oturma
(dişler) occlusion
üst üste yapmak
superpose
üst üste yapmak
superimpose
üst üste yapılan iki karşılaşma
doubleheader
üst üste çekim
superimposition
üst üste üç gün
three successive days
üst üste üç kanatlı uçak
triplane
üst üste üç sayı
hat trick
üst üste üç sıra kürekli kadırga
trireme
üst üste binmek
overlap
üstüste
on end
üst üste gelmek
concur
üst üste gelmek
conspire
Aksilikler hep üst üste gelir
(Atasözü) It never rains but pours
her akşam üst üste
on top of each month
alt alta üst üste
rough-and-tumble
aynı filme yanlışlıkla üst üste çekilen poz
double exposure
iki nokta üst üste
colon
nokta üst üste punctuation colon
sıra
Türkisch - Türkisch
Birbiri arkasından
Birbirinin üstüne konulmuş
Çok kalabalık, sıkışık
kat kat
üst üste
Favoriten