I am very tired from teaching.
- Öğretmekten çok yoruldum.
Her job is to teach English.
- Onun işi İngilizce öğretmektir.
Miss Smith teaches English at this school.
- Bayan Smith bu okulda İngilizce öğretmektedir.
He wanted to teach English at school.
- Okulda İngilizce öğretmek istedi.
I use animals to instruct people.
- İnsanlara öğretmek için hayvanları kullanırım.
Teaching English is his profession.
- İngilizce öğretmek onun mesleğidir.
Did Mr Davis come to Japan to teach English?
- Bay Davis Japonya'ya İngilizce öğretmek için mi geldi?
Her job is to teach English.
- Onun işi İngilizce öğretmektir.
He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
He taught me how to swim.
- O, bana yüzmeyi öğretti.
Are you a teacher? Yes, I am.
- Siz bir öğretmen misiniz? Evet, ben bir öğretmenim.
I will teach you to play chess.
- Sana satranç oynamayı öğreteceğim.
The story is at once interesting and instructive.
- Hikaye hem ilginç hem de öğretici.
I've been a ski instructor for three years.
- Üç yıldır bir kayak öğretmeniyim.
I am very tired from teaching.
- Öğretmekten çok yoruldum.
All our teachers were young and loved teaching.
- Tüm öğretmenler gençtiler ve öğretmeyi sevdiler.
This is the school where she is teaching.
- Burası, onun öğretmenlik yaptığı okul.
Tom always stays at school as late as the teachers allow him to.
- Tom her zaman öğretmenler kendisine izin verdiği sürece geç saatlere kadar okulda kalır.