It is impossible to resolve the conflict.
- Bu çatışmayı çözmek imkansız.
I tried to avoid conflict.
- Ben çatışmadan kaçınmaya çalıştım.
We seized the town after a short battle.
- Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.
Tom escaped the gun battle alive and well.
- Tom silahlı çatışmadan sağ salim kaçtı.
There was another clash a few months later.
- Birkaç ay sonra bir çatışma daha vardı.
The two sides clashed several times.
- İki taraf birçok kez çatışmaya girdi.
He was involved in a skirmish with a violent gang.
- O şiddetli bir çete ile bir çatışmada yer aldı.
The conflicts among leaders resulted in unhealthy sectionalism.
- Liderler arasındaki çatışmalar sağlıksız bölgecilikle sonuçlandı.
It is impossible to resolve the conflict.
- Bu çatışmayı çözmek imkansız.
He was involved in a skirmish with a violent gang.
- O şiddetli bir çete ile bir çatışmada yer aldı.
It is impossible to resolve the conflict.
- Bu çatışmayı çözmek imkansız.
I tried to avoid conflict.
- Ben çatışmadan kaçınmaya çalıştım.
The First World War began as a regional conflict and become one of history's worst humanitarian catastrophes.
- Birinci Dünya Savaşı bölgesel bir çatışma olarak başlamış ve tarihin en kötü insanlık felaketlerinden biri olmuştur.
The Winter War was a military conflict between Finland and the Soviet Union.
- Kış Savaşı, Finlandiya ile Sovyetler Birliği arasındaki askeri bir çatışmaydı.