bayat

listen to the pronunciation of bayat
Türkçe - İngilizce
stale

The dog ate the stale bread and didn't die. - Köpek bayat ekmeği yedi ve ölmedi.

This popcorn tastes stale. I wonder when it was popped. - Bu patlamış mısırların tadı bayat. Ne zaman yapıldıklarını merak ediyorum.

old

This old bread is as hard as a rock. - Bu bayat ekmek bir kaya kadar sert.

How old is this bread? - Bu ekmek ne kadar bayat?

cut-and-dried
(Gıda) aged
rancid
hackneyed
slang fuddy-duddy, old fogy
threadbare
corny
trite
dated
detrited
stale, rancid, old; trite, hackneyed, corny
cut and dried
stale, not fresh, old; aged (meat)
twice-told
not fresh
high
twice told
bayat olmak
(Konuşma Dili) be off
bayat (espri vb)
twice-told
bayat (espri)
twice-told
bayat bir şekilde
cornily
bayat espri
chestnut
bayat espri
wheeze
bayat espri
a threadbare joke
bayat espri
oldie
bayat fıkra
(deyim) old chestnut
bayat fıkra
chestnut
bayat yumurta
spoiled egg
bayat yumurta
rotten egg
bayat şaka
wheeze
İngilizce - İngilizce
an oath of allegiance to an emir
Türkçe - Türkçe
Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş
Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri
Taze olmayan: "Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayak takımı her gün artıyor."- H. E. Adıvar
Taze olmayan
kerti
bayat