O, çok kısa bir sürede yemeği hazırladı.
- She prepared the meal in a very short time.
Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.
- He prepared his speech very carefully.
Hazırlanmış olsan iyi olur.
- You'd better be prepared.
Her önceden iyi hazırlanmış.
- Everything was prepared well in advance.
Biz hareket etmek için hazırlanmak zorundayız.
- We've got to be prepared to act.
Benim yemekler annem tarafından hazırlanmaktadır.
- My meals are prepared by my mother.
Biz bir saldırı için hazırlandık.
- We prepared for an attack.
Öğrenciler sınav için hazırlandı.
- The students prepared for the examination.
Hazırlıklı olmak zorundayız.
- We have to be prepared.
Her zaman en kötü için hazırlıklı olmalıyız.
- We must always be prepared for the worst.
I am ready to do anything to make up for the loss.
- Ich bin bereit, alles zu tun, um den Verlust auszugleichen.
I am ready to help you.
- Ich bin bereit, dir zu helfen.