Neden her yerde kırıntılar var?
- Why are there crumbs everywhere?
Onun sakalında bir kırıntı var.
- There is a crumb in his beard.
Ben biraz İngilizce öğreniyorum.
- I am learning a little English.
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?
- Could you please speak a little bit more slowly?
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.
- Don't be afraid to break the rules a little.
Kanepede azıcık kestir.
- Take a little nap on the couch.
İşte senin için bir parça tavsiye, Tom.
- Here's a little nugget of advice for you, Tom.
Lütfen AC'yi bir parça aç.
- Please turn up the AC a little bit.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.
- There was only a little milk left in the bottle.
A little water has spilled.