şimdiye kadar

listen to the pronunciation of şimdiye kadar
Türkçe - İngilizce
so far, until now, up to now
as yet

As yet, I have not completed the sweater. - Şimdiye kadar hiçbir kazağı bitirmedim.

I have not heard a word from him as yet. - Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.

so far

He has written five books so far. - Şimdiye kadar beş kitap yazdı.

He has built two houses so far. - O, şimdiye kadar iki ev inşa etti.

ever

Adopting the new policy was the best thing this company ever did. - Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.

I doubt that Tom would ever consider selling his antique car. - Tom'un şimdiye kadar antika arabasını satmayı düşündüğünden şüpheliyim.

yet

I have not heard a word from him as yet. - Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.

Have you told your parents yet? - Şimdiye kadar anne ve babana söyledin mi?

up to this point in time
up to this time
by this time

They ought to have arrived there by this time. - Şimdiye kadar oraya varmalıydılar.

up to this point
until now

I didn't see you until now. - Şimdiye kadar seni görmedim.

Tom had always wanted to climb Mt. Fuji, but until now, had not found the time to do so. - Tom her zaman Fuji Dağı'na çıkmak istemişti fakat şimdiye kadar, bunu yapmak için zaman bulamamıştı.

to date
hitherto
heretofore
uptill now
up till now

Up till now the United States has called itself the world's police and continues suppression relying on military force. - Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri kendini dünyanın polisi olarak adlandırdı ve askeri güce dayanarak baskıya devam etmektedir.

şimdiye kadar her şey iyi
so far so good
şimdiye kadar