şartsız

listen to the pronunciation of şartsız
Türkçe - İngilizce
(Hukuk) unconditionally
unqualified
phil. categorical, categoric
psych. unconditioned (action)
with no strings attached
(something) that has not been ritually cleansed by being washed three times in succession
unconditional

Sovereignty unconditionally belongs to the nation. - Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Do you love me unconditionally? - Beni kayıtsız şartsız seviyor musun?

unconditional, unconditioned koşulsuz
unlimited
not subject to any condition, unconditional
without reserve
reserve
unconditioned
nostrings
şart
condition

I accept, but only under one condition. - Kabul ediyorum, ama sadece tek bir şartla.

Everyone has the right to work, to free choice of employment, to just and favourable conditions of work and to protection against unemployment. - Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.

şartsız teslim
(Hukuk) unconditional surrender
şart
circumstance

You can't say anything till you know the circumstances. - Şartları öğrenene kadar bir şey söyleyemezsin.

The circumstances did not allow me to go abroad. - Şartlar benim yurt dışına gitmeme izin vermedi.

şart
necessarily

Things that you see with your eyes are not necessarily true. - Gözünüzle gördüğünüz şeylerin doğru olması şart değil.

şart
essential
şart
weather

The organisers of the marathon said that the event would go ahead, regardless of the weather conditions. - Maraton organizatörleri, hava şartları gözetilmeksizin, organizasyonun devam edeceğini söyledi.

Due to the bad weather, the game was called off. - Kötü hava şartları nedeniyle oyun iptal edildi.

şart
if
şart
string
kayıtsız şartsız
unconditionally
şart
(Hukuk) term, provision, charter, requirement
şart
stipulation

They released him with the stipulation that he should not go out of town until the investigation was complete. - Soruşturma tamamlanana kadar kasabadan çıkmaması şartıyla onu serbest bıraktılar.

şart
article
şart
(Kanun) charter
şart
imperative

It is imperative that we find another way out of this situation. - Bu duruma başka bir çıkar yol bulmamız şart.

Setting limits is imperative. - Sınırları kurmak şarttır.

şart
reservation
şart
{i} state
kayıtsız şartsız
unquestioningly
kayıtsız şartsız
unconditionally, with no restrictions whatsoever, with no strings attached
kayıtsız şartsız
without any qualification
kayıtsız şartsız teslim
unconditional surrender
şart
term

We expected better terms. - Daha iyi şartlar bekliyorduk.

At one time we were enemies, but we've buried the hatchet and we are now on friendly terms with each other. - Biz bir zamanlar düşmandık fakat baltayı gömdük ve şimdi birbirimizle dostane şartlardayız.

şart
must

Tom must choose the second-best policy according to the circumstances. - Tom şartlara göre, ikinci en iyi politikayı seçmeli

şart
understanding
şart
condition, stipulation, provision; article, clause koşul
şart
qualification
şart
proviso
şart
subjunctive
şart
{i} reserve
Türkçe - Türkçe
Dinî bakımdan şartlanmamış (şey)
Şarta bağlı olmayan, koşulsuz
koşulsuz
şartsız refleks
bakınız: koşulsuz tepke
şartsız şurtsuz
Hiçbir şarta bağlı kalmaksızın
kayıtsız şartsız
Hiçbir şart ve bağı olmaksızın
ŞART
(Osmanlı Dönemi) Yemin
ŞART
(Osmanlı Dönemi) Gr: Biri diğerine bağlı olan iki cümle hakkında delâlet edilen; yâni mütevakkıf aleyhe delâlet eden diğer cümleye cezâ denir. Meselâ: "Haber verirsen, ben de gelirim" cümlesinde "Haber verirsen" cümlesi şart, "ben de gelirim" cümlesi ise cezâdır. Bunlara "cezâ cümlesi, şart cümlesi" de denir. Başka tabirle "cümle-i şartiye" ve "cümle-i cezâiye" denir
ŞART
(Osmanlı Dönemi) Bir kısım muamelelerde lüzumlu olan hüküm. Bir şeyin olması ona bağlı olan şey
ŞART
(Osmanlı Dönemi) Hal, vaziyet
ŞART
(Osmanlı Dönemi) Kayıt. Bir iş için mutlaka lüzumlu olan husus
Şart
kayıt
Şart
koşul
Şart
(Osmanlı Dönemi) KAYD
şart
Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul
şart
Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul: "İster istemez bu şartlara boyun eğecekti."- F. R. Atay
şartsız