üs

listen to the pronunciation of üs
Türkçe - İngilizce
base

Make no mistake: we do not want to keep our troops in Afghanistan. We seek no military bases there. - Yanlış yapmak yok: Biz birliklerimizi Afganistan'da tutmak istemiyoruz. Biz orada askeri üs aramıyoruz.

Roger Miller entered the United States Army at the age of seventeen. He was sent to an army base near Atlanta, Georgia. - Roger Miller Amerikan Birleşik Devletleri Ordusu'na on yedi yaşında katıldı. Atlanta, Georgia'ya yakın bir üsse gönderildi.

(İnşaat) superscript
{i} installation
home base
exponent

The exponential function has a horizontal asymptote. - Üstel fonksiyonun yatay asimptotu vardır.

The greatest shortcoming of the human race is our inability to understand the exponential function. - İnsan ırkının en büyük eksikliği üstel işlevi anlamak için bizim yetersizliğimizdir.

power

He believed in the supreme power of the law. - Hukukun üstün gücüne inanıyordu.

He swept to power in 1929. - 1929'da ezici bir üstünlükle iktidara geldi.

{i} basis
fare
{i} instalment
{i} station

Wherever you go, you see a lot of bicycles left on sidewalks near stations. - Nereye giderseniz gidin, istasyonların yanında kaldırımlar üstünde bırakılmış çok sayıda bisiklet görürsünüz.

top
{i} installment
(Matematik) exponent
(Askeriye) base; military installation
Türkçe - Türkçe
(Hukuk) Silahlı kuvvetlerin faliyetleri bakımından genellikle başka ülkelerde bulunan ikmal yerleri
Aritmetikte bir kuvvetin derecesini veren sayı
Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı
Merkez
Harekâtın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, teçhizatın toplandığı, dağıtıldığı bölge: "Mühimmat depolarının ve üslerin arasında, herkesin istifadesine ve zevkine açıktır."- F. R. Atay
Kök, asıl, temel, esas
Kök, asıl, cevher
Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, işlikleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli veya geçici olarak konaklanılan yer: "Memleket sağlam bir hareket üssü hâlinde kalmalıdır."- F. R. Atay
Harekat merkezi
Harekâtın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, teçhizatın toplandığı, dağıtıldığı bölge
üs

    Telaffuz

    Etimoloji

    [ 'wI ] (noun.) before 12th century. From Middle English us, from Old English ūs (“us”, dative personal pronoun), from Proto-Germanic *uns (“us”), from Proto-Indo-European *ne-, *nō-, *n-ge-, *n-sme- (“us”). Cognate with West Frisian us, ús (“us”), Low Saxon us (“us”), Dutch ons (“us”), German uns (“us”), Danish os (“us”), Latin nōs (“we, us”).

    Günün kelimesi

    gastronome