çizgisiz

listen to the pronunciation of çizgisiz
Türkçe - İngilizce
unruled
unlined, without lines
unstriped, without stripes, nonstriated
unlined
(çek) uncrossed
unstripped
uncrossed
çizgi
line

Tom drew a straight line on the paper. - Tom kağıda düz bir çizgi çizdi.

The new line of dresses is from Paris. - Elbiselerin yeni çizgisi Paris'ten.

çizgisiz çek
(Ticaret) open cheque
çizgisiz (çek)
uncrossed
çizgisiz kâğıt
plain paper
çizgi
line; stripe, bar; dash; scratch, mark; (tende) furrow
çizgi
score
çizgi
hyphen
çizgi
dint
çizgi
demarcation
çizgi
ruler
çizgi
{i} grain
çizgi
stripe

Tom wore a red and white striped tie. - Tom, kırmızı ve beyaz çizgili kravat taktı.

I would like to try the blue striped skirt. - Ben mavi çizgili eteği denemek istiyorum.

çizgi
dash

Tom made a dash for the front door. - Tom ön kapı için bir çizgi yaptı.

çizgi
stroke
çizgi
mark

On your marks, get set, go! - Çizgilerinize, hazırlanın, başlayın!

çizgi
streak

This lucky streak won't last forever. - Bu şanslı çizgi sonsuza dek sürmeyecek.

çizgi
furrow
çizgi
{i} scratch
çizgi
{i} wale
çizgi
{i} stria
çizgi
{i} groove
çizgi
serif
çizgi
{i} bar
çizgi
{i} drawing

The girl spends hours drawing superhero comics. - Kız süper kahraman çizgi romanları çizerek saatler harcıyor.

The boy spends hours drawing superhero comics. - Çocuk süper kahraman çizgi romanları çizerek saatler harcıyor.

çizgi
flick
çizgi
part (in a person's hair)
çizgi
dash , line
çizgi
line, wrinkle, furrow
çizgi
scratch, scar; score
çizgi
stripe; stria, striation
çizgi
(cetvelle) ruling
çizgi
mark, dash
çizgi
line (of action or thought)
çizgi
line, boundary, limit
çizgi
wheal
çizgi
band
çizgi
(Diş Hekimliği) linea
Türkçe - Türkçe
Üzerinde çizgi olmayan
Üzerinde çizgi olmayan: "Yanakları parlıyor, çizgisiz yüzünde sarı bir korku gölgesi beliriyordu."- Ö. Seyfettin
çizgi
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim
Çizgi
hat
Çizgi
cızık
Çizgi
tahril
Çizgi
çizik
Çizgi
(Osmanlı Dönemi) HABÎKE
Çizgi
(Osmanlı Dönemi) CÜDDET
Çizgi
çizi
çizgi
Temel
çizgi
Yüz ve vücut hatlarının her biri
çizgi
Yüz ve vücut hatlarının her biri: "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu."- O. Rifat
çizgi
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır
çizgi
Temel: "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."- A. İlhan
çizgi
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril: "Bu kâğıda üç çizgi çekti."- Ö. Seyfettin
çizgi
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat
çizgisiz