çiğnemek

listen to the pronunciation of çiğnemek
Türkçe - İngilizce
chew

Chewing aspirin is a bad idea. - Aspirin çiğnemek kötü bir fikirdir.

It is hard for me to chew. - Çiğnemek benim için zordur.

swamp
contravene
violate
trample
crunch
run down
outrage
to chew, masticate
override
to go over (someone's) head, ignore (someone) and apply to his/her superior
not to look (someone) up, not to visit (while one is in the neighborhood)
run over
stamp
trample down
masticate
to trample, tread (someone, something) under foot; to crush, run over: Araba kediyi çiğnedi. The car ran over the cat
flagrantly to violate. çiğneyip geçmek
break

Don't be afraid to break the rules. - Kuralları çiğnemekten korkma.

Several people have been accused of breaking the law. - Birkaç kişi, yasayı çiğnemekle suçlandı.

(emir vs.) transgress
tramp
infringe
chump
champ
to chew, to masticate; to run over; to tread, to trample, to crush; to disobey, to violate, to infringe, to break, to contravene
squelch
crush
disobey
run
overwrite
step on
tread
chaw
transgress
to chew
chewing

She has a bad habit of chewing on her pencil. - Onun kurşun kalemini çiğnemek gibi kötü bir alışkanlığı var.

Chewing aspirin is a bad idea. - Aspirin çiğnemek kötü bir fikirdir.

çiğne
{f} chew

Tom has bitten off more than he can chew. - Tom çiğneyebileceğinden daha fazlasını ısırdı.

See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much. - Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever.

çiğneme
{i} chewing

The rooms in this hotel are really very bad at muffling sounds. I can hear my neighbor chewing his gum! - Bu oteldeki odalar ses yalıtımında gerçekten çok kötü. Komşumun sakızını çiğnemesini duyabiliyorum.

Many Peruvians have the habit of chewing coca leaves. - Birçok Perulunun koka yapraklarını çiğneme adeti vardır.

çiğne
{f} chewing

Many Peruvians have the habit of chewing coca leaves. - Birçok Perulunun koka yapraklarını çiğneme adeti vardır.

The rooms in this hotel are really very bad at muffling sounds. I can hear my neighbor chewing his gum! - Bu oteldeki odalar ses yalıtımında gerçekten çok kötü. Komşumun sakızını çiğnemesini duyabiliyorum.

çiğneme
violation
çiğne
trample

The children trampled on the grass and the guard scolded them. - Çocuklar çimi çiğnediler ve bekçi onları azarladı.

They were trampled by the crowd. - Onlar kalabalık tarafından çiğnendiler.

çiğne
masticate
çiğneme
{i} munching
çiğneme
transgression
çiğneme
mastication
çiğneme
chew

When death approaches, all you can do is slowly chew your fingernails. - Ölüm yaklaştığında, yapabileceğiniz bütün şey yavaş yavaş tırnaklarınızı çiğnemektir.

The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil. - Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.

hakkını çiğnemek
Encroach
çiğne
infringe
atla çiğnemek
ride down
ayak altında çiğnemek
to tramp down
ayak altında çiğnemek
tread under foot
emir vb çiğnemek
transgress
hakkını çiğnemek
ride rough over
hapur hupur çiğnemek
champ
hart hurt çiğnemek
munch
iyi çiğnemek
triturate
kaldırım çiğnemek
to become more knowledgeable or sophisticated by living in the city
kanunu çiğnemek
to violate a law
kural çiğnemek
violate a rule
lafı çiğnemek
to beat around the bush
lakırdıyı ağzında çiğnemek
to beat around the bush
sözü çiğnemek
to beat around the bush
tütün çiğnemek
chew
yasa çiğnemek
flout the law
yasa çiğnemek
violate the law
çiğne
overridden
çiğne
overriding
çiğne
manducate
çiğne
override
çiğne
overrode
çiğneme
run over; breach
çiğneme
masticatory
çiğneme
for chewing
çiğneme
nonobservance
çiğneme
{i} contravention
çiğneme
chew; trample
çiğneme
of chewing

The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil. - Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.

She has a bad habit of chewing on her pencil. - Onun kurşun kalemini çiğnemek gibi kötü bir alışkanlığı var.

çiğneme
infraction
çiğneme
tread under foot
çiğneme
chewing, mastication
çiğneme
manducation
çiğneme
{i} breach
çiğneme
chewable
çiğneme
{i} trample
çiğneme
run over
Türkçe - Türkçe
Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak: "Bunu yapmamak, insanlığın mukaddes mirasını çiğnemek değil, kendi hayatımı da inkâr etmek olacaktı."- R. N. Güntekin
Egemenliği altına almak, hükmetmek
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek: "Gözlerine uyku denilen şey girmiyor, çiğnediği lokma boğazından inmiyor."- H. R. Gürpınar
Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak
Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek
Ayak veya tekerlek altına alarak ezmek
Egemenliği altına almak, hükmetmek: "On iki milyonluk bir milleti çiğnemek sevdasına kapıldı."- R. E. Ünaydın
Ayak veya tekerlek altına alarak ezmek: "Bunlara dalgın bakarken, öteden gelen bir araba onu çiğneyecekti."- M. Ş. Esendal
(Osmanlı Dönemi) KAZ'
(Osmanlı Dönemi) LEVK
dişlemek
(Osmanlı Dönemi) DAVZ
geviş
Çiğneme
geviş
çiğneme
Çiğnemek işi
çiğnemek