çekil

listen to the pronunciation of çekil
Türkçe - İngilizce
(Bilgisayar) resign

They demanded that President resign. - Başkanın çekilmesini talep ettiler.

Resignation is the first lesson of life. - Çekilme hayatın ilk dersidir.

fell away
fallen away
fall away
{f} ebb

I walked along the beach when the tide ebbed. - Gelgit çekildiği zaman plaj boyunca yürüdüm.

bow out
{f} retreat

The army had to retreat. - Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

The British finally retreated. - İngilizler sonunda çekildi.

secede
recede

The flood waters have finally receded. - Sel suları nihayet geri çekildi.

gravitate
çek
cheque

She opened her purse and took out her chequebook. - Cüzdanını açtı ve çek defterini çıkardı.

Someone stole my wallet. I no longer have a cheque book or a credit card. - Birisi benim cüzdanımı çaldı. Artık bir çek defterim ya da bir kredi kartım yok.

çek
drafting
çek
(Ticaret) check cheque
çek
draught
çek
(Otomotiv) non-return valve
çek
(Kanun) bill of exchange
çek
roll up

Roll up your right sleeve. - Sağ elbise kolunu yukarı çek.

çek
drew

Madonna's concert drew a large audience. - Madonna'nın konseri büyük bir dinleyici çekti.

Taro drew 10,000 yen from the bank. - Taro bankadan 10.000 yen çekti.

çek
draw away
çek
attract

His niece is attractive and mature for her age. - Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.

Negative electrons attract positive electrons. - Negatif elektronlar pozitif elektronlar çekerler.

çek
pop
çek
shrink back
çek
acquittance
çek
suffer from

Black Americans continued to suffer from racism. - Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.

Some people in the world suffer from hunger. - Dünyada bazı insanlar, açlıktan çeker.

çek
{f} hauling
çek
{f} shrinking
çek
{f} haul
çek
{f} shrunk

My jeans have shrunk. - Kot pantolonum çekti.

Tom's new shirt shrunk when he washed it and now it doesn't fit. - Tom yeni gömleğini yıkadığında çekti ve şimdi uymuyor.

çek
pull on
çek
pull

I need a tool for pulling weeds in my garden. - Benim bahçemdeki yabani otları çekmek için bir alete ihtiyacım var.

The two children pulled at the rope until it broke. - İki çocuk kopartıncaya kadar ipi çektiler.

çek
yank

Stop yanking my hair, it hurts! - Saçımı çekmeyi durdur, acıyor!

Tom gave the rope a yank. - Tom halata ani bir çekiş verdi.

çek
cheques
çek
of check
çek
inflect

In that language, adjectives and nouns are inflected for gender. - O dilde, sıfatlar ve isimler cinsiyete göre çekilir.

yedi açılı çekil
septangle
Çek
Czech, of the Czechs
Çek
czechoslovak
Çek
(a) Czech
Çek
{i} Czech

The flag of the Czech Republic is almost the same as that of the Philippines. - Çek Cumhuriyeti'nin bayrağı Filipinler'inkiyle neredeyse aynıdır.

The professor teaches Czech. - Öğretmen, Çekçe öğretiyor.

çek
cheque, check
çek
pullon
çek
written order from one party directing a bank to pay a specified amount of money to another party
çek
pull#on
çek
lure

Tom was lured into a trap. - Tom bir tuzağa çekildi.

Cheese often lures a mouse into a trap. - Peynir genellikle bir fareyi tuzağa çeker.

çek
of the Czech Republic; of the former nation of Czechoslovakia
çek
rollup
çek
native or resident of the Czech Republic; resident of the former nation of Czechoslovakia; check
çek
{i} check

The bank will cash your fifty dollar check. - Banka 50 dolarlık çekini nakite çevirecek.

He opened a checking account with the bank. - O, bankada bir çek hesabı açtı.

çek
drawaway
Türkçe - Türkçe

çekil teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

ÇEK
(Osmanlı Dönemi) Çekoslovakya, Bohemya ahalisinden olan ve Çek'ce konuşan kavim ki, Osmanlı metinlerinde "çeh" diye geçer
Çek
Çek halkına özgü olan
Çek
Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse
çek
Bir kimsenin, bankadaki parasının dilediği kimseye ödenmesi için bankaya gönderdiği yazılı belge
çekil