çarptırmak

listen to the pronunciation of çarptırmak
Türkçe - İngilizce
to make or let (someone) steal (something), make or let (someone) swipe (something)
to have or let (someone) apply an undercoat of (plaster)
(Matematik) to have or let (someone) multiply (one number) by (another)
condemn
to paralyze
slap on
inflict
to bang, slam
to cause or allow (one thing) to hit, strike, or bump (another)
to cause (someone's heart) to palpitate, palpitate; to cause (someone's heart) to throb
hit
crack
crash
çarp
impinge
çarp
pulsate
çarp
{f} stricken
çarp
{f} butt
çarp
collide with
çarp
{f} crashing

Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach. - Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.

He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing. - O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.

çarp
{f} stub

The thief stubbed his toe on the door. - Hırsız ayak parmağını kapıya çarparak incitti.

çarp
hit against
çarp
{f} bump

They bumped against each other. - Onlar birbirleriyle çarpıştılar.

The truck bumped into a car. - Kamyon bir arabaya çarptı.

çarp
multiply

To calculate the capacity, multiply the length by the width by the depth. - Kapasiteyi hesaplamak için, uzunluğu genişlikle derinlikle çarpın.

To calculate the volume, multiply the length by the width by the depth. - Hacimi hesaplamak için uzunluğu genişlikle ve derinlikle çarp.

çarp
{f} bang

The door closed with a bang. - Kapı bir çarpma ile kapandı.

He banged the door in anger. - O, öfkeyle kapıyı çarptı.

çarp
{f} pulsating
çarp
{f} multiplying
çarp
strike

Then what is love? A disease which can strike people at any age. - Öyleyse aşk nedir? İnsanları herhangi bir yaşta çarpabilen bir hastalıktır.

It's only a matter of time before the meteor strikes. - Meteorun çarpması sadece bir zaman meselesi.

çarp
multiply by
çarp
{f} throb
çarp
crash

Tom knows who crashed into Mary's car. - Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını biliyor.

Tom was admiring my new car at the time the truck crashed into it. - Tom, kamyon yeni arabama çarptığı zaman ona hayran oluyordu.

çarp
multiplied

3 multiplied by 5 is 15. - 3, 5 ile çarpılırsa 15'tir.

cezaya çarptırmak
to fine, to punish
cezaya çarptırmak
to fine; to punish; to penalize; to sentence
para cezasına çarptırmak
amerce
para cezasına çarptırmak
to fine
topu banda çarptırmak
cushion
çarp
multiplyby
çarp
smitten
çarp
warp

I think videogames are warping our kids minds. - Ben video oyunlarının çocuklarımızın kafalarını çarpıttığını düşünüyorum.

The door frame is warped and the door won't close properly. - Kapı kasası çarpık ve kapı uygun şekilde kapanmayacak.

çarp
pulse
çarp
smote
çarp
smite
ölüm cezasına çarptırmak
condemn to death
Türkçe - Türkçe
Çarpma işini yaptırmak veya çarpmasına yol açmak
Yankesiciye kaptırmak
çarptırma
Çarptırmak işi
çarptırmak