çarpıcı

listen to the pronunciation of çarpıcı
Türkçe - İngilizce
striking

Who is this strikingly handsome young man? - Bu çarpıcı biçimde yakışıklı genç adam kim?

Tom is strikingly handsome. - Tom çarpıcı biçimde yakışıklı.

conspicuous
flashy
salient
striking, impressive, compulsive, dramatic, conspicuous, devastating
showy
devastating
blazing
intense
stunning

This is stunning news. - Bu, çarpıcı bir haber.

The building is absolutely stunning. - Bina kesinlikle çarpıcı.

dramatic

The situation has changed dramatically. - Durum çarpıcı bir biçimde değişti.

By the end of the century, the earth will have experienced a dramatic increase in temperature. - Yüzyılın sonuna gelindiğinde, dünya sıcaklıkta çarpıcı bir artış yaşamış olacak.

telling
impressive
spectacular
(Bilgisayar,Matematik) multiplier
heady
starkly
çarpıcı bir biçimde
conspicuously
çarpıcı biçimde
flashily
çarpıcı kimse
thumper
çarpıcı söz
slogan
çarpıcı çekim
flash
çarpıcı şey
thumper
çarpıcı şey
kayo
çarpıcı şey
dynamite
çarp
impinge
frekans çarpıcı
frequency multiplier
sıklık çarpıcı
frequency multiplier
çarp
{f} crashing

He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing. - O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.

Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach. - Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.

çarp
multiply by
çarp
strike

Then what is love? A disease which can strike people at any age. - Öyleyse aşk nedir? İnsanları herhangi bir yaşta çarpabilen bir hastalıktır.

It's only a matter of time before the meteor strikes. - Meteorun çarpması sadece bir zaman meselesi.

çarp
multiply

To calculate the volume, multiply the length by the width by the depth. - Hacimi hesaplamak için uzunluğu genişlikle ve derinlikle çarp.

To find degrees in centigrade, subtract 32 from the Fahrenheit temperature, then multiply by 5/9. - Santigrat dereceyi bulmak için, fahrenhayt ısıdan 32 çıkar, sonra 5/9 ile çarp.

çarp
{f} bang

Tom banged his head on a tree branch. - Tom başını bir ağaç dalına çarptı.

The door closed with a bang. - Kapı bir çarpma ile kapandı.

çarp
{f} throb
çarp
{f} multiplying
çarp
{f} pulsating
çarp
{f} bump

The truck bumped into our car. - Kamyon arabamıza çarptı.

The truck bumped into a car. - Kamyon bir arabaya çarptı.

çarp
pulsate
çarp
hit against
çarp
{f} stricken
çarp
{f} stub

The thief stubbed his toe on the door. - Hırsız ayak parmağını kapıya çarparak incitti.

çarp
{f} butt
çarp
collide with
çarp
multiplied

3 multiplied by 5 is 15. - 3, 5 ile çarpılırsa 15'tir.

çarp
crash

Tom was admiring my new car at the time the truck crashed into it. - Tom, kamyon yeni arabama çarptığı zaman ona hayran oluyordu.

Tom says he saw who crashed into Mary's car. - Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını gördüğünü söylüyor.

elektronik çarpıcı
(Bilgisayar,Teknik) electronic multiplier
sayısal çarpıcı
digital multiplier
çarp
smote
çarp
warp

The door frame is warped and the door won't close properly. - Kapı kasası çarpık ve kapı uygun şekilde kapanmayacak.

I think videogames are warping our kids minds. - Ben video oyunlarının çocuklarımızın kafalarını çarpıttığını düşünüyorum.

çarp
multiplyby
çarp
smite
çarp
pulse
çarp
smitten
Türkçe - Türkçe
Etkili
Etkili bir biçimde: "Ne kadar küçük olursa olsun, bu ona pek çarpıcı ve aydınlatıcı geliyordu."- T. Buğra
çarpıcı