Market tıka basa doluydu.
- The market was packed.
Restoran her zaman tıka basa doludur.
- The restaurant is always packed.
Tom kovayı ağzına kadar doldurdu.
- Tom filled the bucket to the top.
Köşedeki servis istasyonunda arabama yakıt doldurttum.
- I had my car filled up at the service station at the corner.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş.
- Sorry, the position has already been filled.
Oda sigara dumanıyla dolmuştu.
- The room was filled with cigarette smoke.
Park çocuklarla doludur.
- The park is filled with children.
Bu kutu elmalarla doludur.
- This box is filled with apples.
Konferans salonu hıncahınç dolu.
- The auditorium is packed.
Bu mekan hıncahınç dolu.
- This place is packed.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?