Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.
- The stadium was packed with excited spectators.
Bu kulüp korkunç şekilde sıkıcıdır. Dans alanı boş ve sigara içme verandası tıka basa doludur.
- This club is fearfully dull. The dance floor is empty and the smoking patio is packed.
Haber onu üzüntü ile doldurdu.
- The news filled her with sorrow.
Köşedeki servis istasyonunda arabama yakıt doldurttum.
- I had my car filled up at the service station at the corner.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Üzgünüm, pozisyon önceden doldurulmuş.
- Sorry, the position has already been filled.
Oda sigara dumanıyla dolmuştu.
- The room was filled with cigarette smoke.
Otobüs tam kapasite doluydu.
- The bus was filled to capacity.
Balon havayla doluydu.
- The balloon is filled with air.
Bu mekan hıncahınç dolu.
- This place is packed.
Konferans salonu hıncahınç dolu.
- The auditorium is packed.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.
- I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Hepiniz paketlenmiş ve hazır mısınız?
- Are you all packed and ready?