yukarıya

listen to the pronunciation of yukarıya
Türkçe - İngilizce
up
aloft
overhead
up, upwards; upstairs
upwards
upward
uphill
over
(Bilgisayar) top
upstairs

Tom walked back upstairs. - Tom yukarıya geri gitti.

Tom carried the boxes upstairs. - Tom kutuları yukarıya taşıdı.

up above
above
yukarı
up
yukarıya açılır arka kapı
hatchback
yukarıya bakan
upcast
yukarıya bakmak
look up
yukarıya bakınız
vide supra
yukarıya bakış
upward glance
yukarıya dönük
upcast
yukarıya fırlatma
upthrow
yukarıya itmek
boost
yukarıya kaldırmak
cast up
yukarıya koşmak
run up
yukarıya kıvrık
upswept
yukarıya kıvrım
upsweep
yukarıya meyil
upsweep
yukarıya meyilli
upswept
yukarıya yönelik işlemler
(Ticaret) upstream transactions
yukarıya yönelmek
steer up
yukarıya çıkma
hike
yukarı
upstairs

Grace goes upstairs to the extension telephone. - Grace yukarıdaki dahili telefona gider.

My study is upstairs. - Benim çalışma odam yukarıda.

yukarı
(Bilgisayar) move up
yukarı
upper
yukarı
upper part
yukarı
(Bilgisayar) top
yukarı
aloft
yukarı
above

The clouds above moved fast. - Yukarıdaki bulutlar hızlı ilerledi.

Angels watch from above as men fight amongst themselves. - İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.

yukarı
hyper-
Yukarı
to the top
aniden yukarıya döndürmek
hoick
aniden yukarıya döndürmek
hoik
en yukarıya
uppermost
kollarıyla kendini yukarıya çekmek
chin oneself up
yukarı
upper; upstairs: yukarı daire the upstairs flat. Yukarı Mısır Upper Egypt
yukarı
upper part; upstairs
yukarı
upward
yukarı
{s} high

As we go up higher, the air becomes thinner. - Biz yukarıya giderken hava incelir.

The higher we go up, the cooler the air becomes. - Ne kadar yukarıya gidersek hava o kadar soğuk olur.

yukarı
hyper
yukarı
upwards
yukarı
up, upwards, above; upstairs; high, upper, top; upper part, top; upstairs
yukarı
(moving) up; (going) upstairs: Yukarı çıktı. He went upstairs
yukarı
upper, superior in social position: yukarı sınıf upper class
Türkçe - Türkçe

yukarıya teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

yukarı
Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya
yukarı
Aşama, sınıf, makam bakımından ilerde olan
yukarı
Bir şeyin üst bölümü, aşağı karşıtı, fevk
yukarı
Benzerleri arasında üstte bulunan. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya: "Yukarı, kocasının odasına çıktı."- M. Ş. Esendal
yukarı
Yetkili kimse
yukarı
Benzerleri arasında üstte bulunan
yukarıya