yasaklar

listen to the pronunciation of yasaklar
Türkçe - İngilizce
prohibitions
prohibits

Every religion prohibits murder. - Her din cinayeti yasaklar.

English law prohibits children under 16 from buying cigarettes. - İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.

yasak
prohibition
yasak
forbidden

She is forbidden to go out. - Onun dışarı çıkması yasaklandı.

Smoking is strictly forbidden. - Sigara içmek kesinlikle yasaktır.

yasak
ban

The sale of cigarettes should be banned. - Sigara satışı yasaklanmalıdır.

Barack Obama is aiming for an international ban on nuclear weapons, but is not against them in all wars. - Barack Obama, nükleer silahlarla ilgili uluslararası bir yasaklamayı hedefliyor, fakat tüm savaşlarda onlara karşı değil.

yasak
{i} don't

Over there, they don't say that it's prohibited. In fact, they say that it's mandatory. - Orada, onlar onun yasak olduğunu söylemez. Aslında, onlar onun zorunlu olduğunu söyler.

They don't say that it's prohibited there. In fact, they say that it's mandatory. - Onlar bunun orada yasak olduğunu söylemezler. Aslında onun zorunlu olduğunu söylerler.

yasak
no
yasak
{i} tabu
yasak
(Kanun) interdictum
yasak
prohibit

The export of arms was prohibited. - Silah ihracatı yasaklandı.

My parents prohibited me from seeing Tom again. - Ebeveynlerim Tom'u tekrar görmemi yasakladılar.

yasak
(Ticaret) prevention
yasak
(Kanun) illicite
yasak
illegal

It's illegal to walk on the grass, but what about running? - Çimlerde yürümek yasak ama ya koşmak?

In the U.S., it is illegal to torture people in order to get information from them. - ABD'de, onlardan bilgi almak için insanlara işkence yapmak yasaktır.

yasak
unauthorized
yasak
out of bounds
yasak
interdiction
yasak
taboo

It used to be taboo for women to smoke. - Kadınların sigara içmesi yasaktı.

yasak
prohibiton
yasak
illicit

Sami and Layla continued their illicit love relationship. - Sami ve Leyla yasak aşk ilişkilerine devam ettiler.

yasak
prohibited

Arms export was prohibited. - Silah ihracatı yasaklandı.

Weapons export was prohibited. - Silah ihracatı yasaklandı.

yasak
impermissible
yasak
Ban, prohibition; restriction
yasak
veto
yasak
taboo,tabu
yasak
{i} restriction
yasak
verboten
yasak
prohibition, ban; taboo; prohibited, forbidden, illicit; taboo
yasak
{i} interdict
yasak
{s} restricted

This is a restricted area. - Bu yasak bir alandır.

yasak
proscriptive
yasak
under a ban
yasak
prohibition; ban
yasak
forbidden, prohibited, off-limits
Türkçe - Türkçe

yasaklar teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Yasak
haram
Yasak
(Osmanlı Dönemi) YESAG
yasak
Yapılmaması istenmiş olan, memnu: "Bizim çocukluğumuzun şiirlerinde neşe yasak denecek kadar ayıptı."- F. R. Atay
yasak
Eskiden Rusya'da alınan özellikle kürkten oluşan ayni vergi
yasak
Yapılmaması istenmiş olan, memnu
yasak
Yapılmasına izin verilmeyen şey
yasak
Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet
yasaklar