yağış

listen to the pronunciation of yağış
Türkçe - İngilizce
precipitation

There is a high chance of precipitation. - Yüksek yağış olasılığı var.

Tomorrow we expect variable weather with a likely chance of precipitation. - Yarın biz yağış ihtimali olan değişken bir hava bekliyoruz.

raining, snowing; precipitation, rain(fall), snow(fall)
fall
precipitation; rain
rains

After the heavy rains, the river overflowed its banks. - Sağanak yağışlardan sonra, nehir kendi kıyılarının dışına taştı.

After the heavy rains, the river overflowed its banks. - Sağanak yağışlardan sonra nehir yatağından taştı.

downfall
fall, falling (of rain, snow etc.)
hail
snow

It has finally stopped snowing and has warmed up. - Sonunda kar yağışı durdu ve hava ısındı.

It began to snow heavily as I got off the train. - Ben trenden inerken yoğun kar yağışı başladı.

rain fall
snowing

It kept snowing all day. - Bütün gün kar yağışı devam etti.

It stopped snowing an hour ago. - Bir saat önce kar yağışı durdu.

precipitate
rainfall

The leaves are fresh after a rainfall. - Yapraklar yağıştan sonra taze.

Following the heavy rainfall, there was a big flood. - Yoğun yağış ardından büyük bir sel vardı.

precipitations
yağ
oil

Oil and water don't blend. - Su ve yağ birbirine karışmaz.

Give me the metal bucket with the oil in it. - Bana içinde yağ olan metal kovayı ver.

yağ
fat

I don't like a fat diet. - Yağlı bir diyeti sevmiyorum.

Does your diet have too much fat? - Diyetin çok fazla yağlı mıdır?

yağış alanı
precipitation area
yağış miktarı
rainfall
yağış miktarı
snowfall
yağ
{i} grease

The machine was clogged with grease. - Makine, yağdan tıkanmış.

yağ
(Otomotiv,Teknik) lube oil
yağ
essential oil
yağ
(Biyokimya) lipid
yağ
ointment
yağ
flattery

Flattery won't get you anything. - Yağcılık sana hiçbir şey getirmeyecek.

Imitation is the sincerest form of flattery. - Taklit en samimi yağcılık biçimidir.

yağ
shortening
yağ
the fat
yağışlar
rainfall
etkili yağış
(Tarım) ground rainfall
gök gürültülü sağnak yağış
thundery showers
kısa ve şiddetli yağış
flurry
nokta yağış
(Çevre) point rainfall
senelik ortalama yağış
mean annual precipitation
senelik yağış
annual precipitation
senelik yağış
annual rainfall
statik yağış
(Askeri) precipitation static
sulama yağış şiddeti
sprinkler irrigation intensity
sürekli yağış
(Tarım) continuous rainfall
toplam yağış
(Çevre) areal precipitation
yağ
dripping
yağ
oil; fat; grease; tallow; suet
yağ
auto. motor oil; lubricating grease
yağ
(cooking) oil; shortening; grease; fat; lard; butter; margarine, oleo, oleomargarine
yağ
oil; fat; grease; lubricant; ointment; mineral/vegetable oil; attar, essential oil; flattery, blarney
yağ
adipose
yağ
slush
yağ
(Anatomi) adeps
yağ
tallow
yoğun yağış
heavy rain

Following the heavy rainfall, there was a big flood. - Yoğun yağış ardından büyük bir sel vardı.

I had to take a taxi because the heavy rain caused all the trains to stop. - Yoğun yağış bütün trenlerin durmasına sebep olduğu için bir taksiye binmek zorunda kaldım.

yıllık yağış
yearly precipitation
yıllık yağış
annual rainfall
yıllık yağış
annual precipitation
Türkçe - Türkçe
Havadaki su buğusunun yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi
Yağan yağmur veya kar miktarı
Yağmur

Şiddetli yağmur yüzünden baraj kapakları patladı. - Yoğun yağış sebebiyle baraj taştı.

yağış düzeni
Yıllık ortalama yağış tutarının aylara veya mevsimlere dağılışı
yağış göstergesi
Yağış durumunu ölçen ve gösteren alet
yağış haritası
Bölgelere göre yağış yoğunluğunu ve türünü gösteren harita
yağ
Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde
yağ
Vücudun, atılması gereken amonyak, üre gibi bazı maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde
yağ
Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde: "Yağ gelen yerden bal esirgenmez."- Atasözü
yağ
Vazelin, mazot gibi fizik nitelikleriyle yağları andıran ve sanayide kullanılan mineral madde: "Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı."- E. E. Talu
yağ
Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde
yağ
Vazelin, mazot gibi fizik nitelikleriyle yağları andıran ve sanayide kullanılan mineral madde
yağ
Itırlı bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde
yağış