Onun fikri muhtemelen kabul edilecek.
- His opinion will probably be accepted.
Muhtemelen sorunun kolay bir çözümü vardır.
- There is probably an easy solution to the problem.
Galiba biraz kilo vermeliyim.
- I should probably lose a little weight.
Galiba birkaç kilo vermeliyim.
- I should probably lose a few pounds.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.
- But probably I'll be the last, which is a pity.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.
- He will probably fail.
Tom büyük olasılıkla kayboldu.
- Tom is probably lost.
Tom büyük olasılıkla haklıydı.
- Tom was probably right.
Ben belki de senden daha açım.
- I'm probably hungrier than you are.
Belki de onunla seks yapmadı.
- She probably didn't have sex with him.
Bradford tartışmasız İngiltere'deki en çirkin şehirdir.
- Bradford is arguably the ugliest town in Britain.
I'm very busy so probably I won't be able to come tomorrow.
- Ich bin sehr beschäftigt, deswegen wird es mir wohl morgen nicht möglich sein zu kommen.
She probably won't get the prize.
- Sie wird wohl den Preis nicht erhalten.