toplan

listen to the pronunciation of toplan
Türkçe - İngilizce
{f} pool
{f} crowd

A crowd soon gathered around him. - Onun etrafında bir kalabalık toplandı.

A crowd gathered to see the fire. - Yangını görmek için bir kalabalık toplandı.

{f} pooled
{f} assembling
{f} mass

Tens of thousands of people gathered in Saint Peter's Square on Sunday morning, despite the cold and the rain, to take part in Solemn Mass with Pope Francis in celebration of Easter. - On binlerce insan soğuk ve yağmura rağmen Paskalya kutlamasında Papa Francis ile Dindar Kütleye katılmak için pazar sabahı Aziz Petrus Meydanında toplandı.

{f} congregating
{f} convening
{f} mob
{f} flock
got together
{f} flocking
{f} crowing
gotten together
get together

We'll get together soon. - Yakında toplanacağız.

When can we get together? - Ne zaman toplanabiliriz?

{f} crowded

The people crowded round the injured man, but they made way for the doctor when he reached the scene of the accident. - İnsanlar yaralı adamın etrafına toplandılar fakat doktor olay yerine yaklaştığında ona yol verdiler.

Everyone crowded around the fantastic dancer. - Herkes harika dansçının etrafına toplandı.

assembled

The students assembled in the classroom. - Öğrenciler sınıfta toplandı.

The club members assembled in the meeting room. - Kulüp üyeleri toplantı salonunda toplandı.

topla
gather

Naples gathers many tourists. - Napoli çok sayıda turist toplar.

He gathered his children around him. - O, çocuklarını kendi etrafına topladı.

topla
sum up

Can you briefly sum up what was said at the meeting? - Toplantıda ne söylendiğini kısaca özetleyebilir misin?

topla
summon up

Summon up your courage and tell the truth. - Cesaretini topla ve gerçeği söyle.

topla
{f} collected

Tom has collected a great many butterflies. - Tom pek çok kelebek topladı.

Tom collected coffee cups. - Tom kahve fincanlarını topladı.

topla
{f} muster

He mustered up his courage to talk to a foreigner. - O bir yabancı ile konuşmak için cesaretini topladı.

Tom finally mustered up the courage to ask Mary to marry him. - Tom sonunda Mary'nin onunla evlenmesini isteme cesaretini topladı.

topla
reunite
topla
{f} gathering

Tom doesn't enjoy family gatherings very much. - Tom aile toplantılarını fazla sevmiyor.

A crowd was gathering around him. - Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.

topla
{f} bunch
topla
add up

Please add up the numbers. - Lütfen sayıları toplayınız.

Add up these figures. - Bu sayıları toplayın.

topla
made up
topla
round up
topla
assemble

The crowd assembled in front of the post office. - Kalabalık postanenin önünde toplandı.

The students assembled in the classroom. - Öğrenciler sınıfta toplandı.

topla
pick

I should like to see the trees from which you picked these apples. - Ben, bu elmaları topladığın ağaçları görmek istiyorum.

They will go to the woods to pick mushrooms, weather permitting. - Hava güzel olursa, onlar mantar toplamak için ormana gidecek.

topla
make up

They make up about 12.5 percent of the total population. - Onlar toplam nüfusun yaklaşık yüzde 12,5'ğunu oluşturuyorlar.

Sami can make up his own bed. - Sami kendi yatağını toplayabilir.

topla
{f} summed
topla
{f} harvest

In November, olives are harvested from the trees to make oil. - Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.

I don't harvest your olives. - Senin zeytinlerini toplamam.

topla
bunched
topla
recruit
topla
collecting

He has an interest in collecting insects. - O böcekleri toplamakla ilgileniyor.

I lost interest in collecting stamps. - Pulları toplamada ilgimi kaybetti.

topla
make#up
topla
sumup
topla
sum

Summon up your courage and tell the truth. - Cesaretini topla ve gerçeği söyle.

Tatoeba: Because a language is more than the sum of its words. - Tatoeba: Çünkü bir dil sözcüklerinin toplamından daha fazladır.

topla
convoke
topla
sum#up
topla
three-pronged pitchfork
Türkçe - Türkçe

toplan teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

topla
Üç parmaklı diren
topla
Üç parmaklı dirgen
toplan