temsil etme

listen to the pronunciation of temsil etme
Türkçe - İngilizce
(Askeri) role playing
temsil etmek
represent

His compositions represent the last echo of Renaissance music. - Onun besteleri rönesans müziğinin son yankısını temsil etmektedir.

The only reason for the existence of a novel is that it does attempt to represent life. - Bir romanın varlığının tek nedeni hayatı temsil etmek için girişimde bulunmasıdır.

temsil etmek
{f} stand for
kötü temsil etme
misrepresentation
temsil etmek
{f} symbolize
temsil et
(Bilgisayar) impersonate
temsil et
(Bilgisayar) delegate
temsil etmek
perform
temsil etmek
(deyim) carry the banner for
temsil etmek
(deyim) identify oneself with
temsil etmek
play
temsil etmek
symbolise
temsil etmek
typify
temsil etmek
present
temsil et
{f} represented

He represented our company at the conference. - Konferans sırasında şirketimizi temsil etti.

Mary represented her team in the competition. - Mary yarışmada takımını temsil etti.

temsil et
represent

He represented his class at the meeting. - Toplantıda kendi sınıfını temsil etti.

This figure is supposed to represent Marilyn Monroe, but I don't think it does her justice. - Bu figürün Marilyn Monroe'yu temsil ettiği varsayılır, ama onun adaletini temsil ettiğini sanmıyorum.

temsil etmek
(Hukuk) to represent

The only reason for the existence of a novel is that it does attempt to represent life. - Bir romanın varlığının tek nedeni hayatı temsil etmek için girişimde bulunmasıdır.

temsil etmek
personify
temsil etmek
exemplify
temsil etmek
speak for
temsil etmek
epitomize
temsil etmek
a) to represent b) to present, to perform c) to symbolize, to typify
temsil etmek
body forth
temsil etmek
1. to represent; to be a representative for. 2. to put on, perform (a dramatic play)
temsil etme