tane

listen to the pronunciation of tane
Türkçe - İngilizce
grain

The number of grains of sand on a beach is calculable. - Bir sahilde kum tanelerinin sayısı hesaplanabilir.

Even a blind chicken can find a grain of corn. - Kör bir tavuk bile bir mısır tanesini bulabilir.

piece

I ate three eggs and two pieces of toast for breakfast. - Kahvaltı için iki tane tost ve üç yumurta yedim.

She cut the cake into six pieces and gave one to each of the children. - O, keki altı parçaya kesti ve çocuklardan her birine bir tane verdi.

bullet
particle

Snowflakes are particles of snow. - Kar taneleri kar parçacıklarıdır.

berry
copy
pip
unit size
(Gıda) aril
corn

Even a blind chicken can find a grain of corn. - Kör bir tavuk bile bir mısır tanesini bulabilir.

kernel
seed
a single thing, item, piece (usually left untranslated): İki tane istiyorum. I want two. beş tane nar five pomegranates. Bu portakalların kilosu yüz lira, tanesi yirmi lira. These oranges are one hundred liras a kilo, or twenty liras apiece
kernel, grain (of a cereal plant)
bean

How many beans are in the jar? - Kavanozda kaç tane fasulye var?

Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals. - E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.

legume
grain, seed; pip, berry; particle; piece
bead
grain (of sand, salt, sugar, etc.)
item
{i} flake
granule
tane boyut dağılımı
(İnşaat) grading
tane ağırlığı
(Gıda) kernel weight
tane boyut dağılımı
(İnşaat) gradation
tane büyüklüğü
(Mekanik,Teknik) grain size
tane büyüklüğü
(İnşaat) particle size
tane mısır
(Gıda) corn kernel
tane mısır
sweetcorn
tane sınırı
(İnşaat) grain boundry
tane yapısı
(İnşaat) grain structure
tane çapı
grain diameter
tane şekli
grain shape
tane bağlamak
(for a cereal plant) to ear, ear up, form ears
tane biçimi
particle shape
tane biçimi
partide shape
tane biçiminde
graniferous
tane boyu birikim eğrisi
(Askeri) grain size accumulation curve
tane boyu dağılım
grain-size distribution
tane boyu dağılımı
(Askeri) grain size distribution
tane boyu reynold sayısı
(Askeri) grain size reynolds number
tane boyu sınıflandırması
grain-size classification
tane boyutlu dağılım
grain-size distribution
tane boyutu dağılımı
granulometry
tane boyutu diyagramı
grain-size diagram
tane büyüklüğü
grain size, particle size
tane büyüklüğü analizi
particle-size analysis
tane büyüklüğü analizi
partide size analysis
tane büyüklüğü sayısı
grain size index
tane büyümesi
grain growth
tane cüruf
granulated blast-furnace slag
tane dağılımı
(Askeri) granulation
tane dağılımı uygunsuz kum
badly graded sand
tane derecesi
grain grade
tane düzeni
grain size structure
tane ezen makine
(Tarım) smoothing machine
tane grubu
range of grade
tane hesabıyla
by tale
tane ile
by the piece
tane inceltilmesi
grain refining
tane inceltme
grain refining
tane inceltmesi
grain refining
tane iriliği
grain thickness
tane karabiber
(Gıda) black peppercorn
tane konumlama
grain orienting
tane konumlu
grain oriented
tane konumlu sac çelik
grain oriented sheet steel
tane konumu
grain orientation
tane küçültme
grain refinement
tane kıran makine
(Tarım) coarse-press
tane merdanesi
grain roll
tane mısır
sweet corn
tane sayacı
partide counter
tane sertliği (buğday)
(Gıda) kernel hardness
tane sınırı
grain boundary
tane sınırı aşınması
intergranular corrosion
tane sınırı birikimi
grain boundary segregation
tane sınırı birikintisi
grain boundary segregate
tane sınırı korozyonu
intercrystalline corrosion
tane sınırı sementiti
grain boundary cementite
tane sınırı yenimi
intercrystalline corrosion
tane sınırı çatlaması
intergranular cracking
tane sınırı çökelmesi
grain boundary precipitation
tane tane
piece by piece
tane tane
in separate particles or pieces; in distinct particles or pieces
tane tane konuşmak
to speak distinctly, pronounce one's words distinctly
tane tane söylemek
to say (something) distinctly, pronounce (something) distinctly
tane tane söylemek
articulate
tane tane söylemek
chop one's words
tane tane söylemek
to articulate
tane tane söylemek
mouth
tane tane söylenmiş
articulate
tane taşıyıcı
(Askeri) grain carrier
tane toplama yasası
(Askeri) gravel collection law
tane ufaltma
(Gıda) size reduction
tane uzaması
grain elongation
tane veya tohum şeklinde
graniform
tane yüzeyi
surface of the grains
tane yıkayan
scourer
tane özelliği
nature of particles
tane şekil faktörü
grain shape factor
tane şeklinde
graniferous
kaç tane
how many

How many kids do you have? - Kaç tane çocuğun var?

How many brothers do you have? - Kaç tane erkek kardeşin var?

on iki tane
dozen
11 tane
11 pcs
11 tane
11 pieces
bir tane daha
one more
küçük tane
small grains
18 kırat altın olan bir tane tercih ederim
I would prefer one in 18 carat gold
başka bir tane
another

I'd like to exchange this book for another one. - Bu kitabı başka bir tanesiyle değiştirmek istiyorum.

I don't like this room. May I have another one? - Bu odayı sevmiyorum. Başka bir tane alabilir miyim?

başka bir tane gösterin lütfen
Please show me another one
beheri each one, each: Eğer yüz tane alırsanız, beheri size
on bin liraya mal olur . If you buy a hundred, each one will cost you ten thousand liras
bezelye türünden tane
pea
bin bir tane
(deyim) a hundred and one
bir sonraki yarışta kaç tane bahis yatırılabilir
How many bets can one make on the next race
bir tane
one

I want a car, but I have no money to buy one. - Ben bir araba istiyorum, ama bir tane satın almak için hiç param yok.

You have to buy one at the office. - Ofiste bir tane satın almak zorundasın.

bir tane daha
another

Let me buy you another one. - Sana bir tane daha alayım.

Can I get you another one? - Size bir tane daha alabilir miyim?

bir tane daha bira lütfen
Another beer please
bir tane daha gümrük formu alabilir miyim
May I have another customs form
bir tane daha lütfen
one more please
birkaç tane 40 wattlık ampul istiyorum
I would like to have a couple of 40 watt bulbs
bu regataya kaç tane bot dahil
How many boats are included in this regatta
bu regataya kaç tane yat dahil
How many yachts are included in this regatta
iki tane tek kişilik yatak
twin beds
ince tane
fine grain
iri tane
coarse grain
kaba tane
coarse grain
kolon biçimli tane
columnar grain
lütfen bir tane daha havlu getirin
Please bring me another towel
lütfen bir tane daha yastık getirin
Please bring me another pillow
perlit tane büyüklüğü
pearlite grain size
yuvarlak tane
round grain
Türkçe - Türkçe
Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal. Çekirdekli küçük meyve
Bitki tohumu
Pirinç, buğday, mısır gibi bitkilerin tohumu
Bazı bitkilerin tohumu
Mısır, buğday, pirinç gibi bitkilerin tohumu
Herhangi bir sayıda olan (şey), adet
Çekirdekli küçük meyve
diş
kök
tane tane
Teker teker
bir tane
Biricik, yegâne
buğdaysı tane
Buğdaysı meyve
tane