such as

listen to the pronunciation of such as
İngilizce - Türkçe
meselâ

Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon. - They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons.

gibi

Biz güneş ve rüzgar gibi enerji kaynakları kullanacağız. - We'll use energy sources such as the sun and wind.

Newport gibi, deniz kenarındaki tatil köyleri yaz aylarında çok kalabalıktır. - Seaside resorts, such as Newport, are very crowded in summer.

örneğin

O, örneğin yılanlar gibi garip hayvanları seviyor. - He likes strange animals such as snakes, for example.

Tom ve Mary safariye gittiler ve örneğin aslanlar, zürafalar, zebralar ve su aygırları gibi birçok hayvanı gördüler. - Tom and Mary went on a safari and saw many animals, such as lions, giraffes, zebras, and hippopotamuses.

şöyle
for example
mesela

Mesela, İngilizceyi seviyor musun? - For example, do you like English?

Mesela, bu bir kalem. - For example, this is a pen.

for example
meselâ

Mesela, bu bir aşk şarkısı. - For example, this is a love song.

Mesela, İngilizceyi seviyor musun? - For example, do you like English?

for example
örneğin

Profesyonel çevirmenler çoğunlukla sadece tek bir alanda uzmanlaşırlar, örneğin hukuk ve tıp. - Professional translators quite often specialize in just one field, for example law or medicine.

Japonya güzel şehirlerle doludur. Kyoto ve Nara, örneğin. - Japan is full of beautiful cities. Kyoto and Nara, for example.

such a
böylesi

Asla böylesine güzel bir gün batımı görmedim. - Never have I seen such a beautiful sunset.

Aklında ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, böylesine olumlu teklifi reddetti. - I have no idea what he has in mind, rejecting such a favorable proposal.

such a
bu denli

Bunun bu denli iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. - I don't think this was such a good idea.

such as to
(Politika, Siyaset) nitelikte olmak
such a
böyle

Böyle bir şey var mıydı? - Was there such a thing?

Onun böyle güzel bir teklifi reddetmesine şaşırdım. - I am surprised that she refused such a good offer.

such a
öyle bir
İngilizce - İngilizce
like, of the kind mentioned

I was never in a country such as that.

for example

Waterbirds such as the duck or the gull are common in the area.

those who

Such as have already done their work may leave.

like, as an example of, like for example
of a kind specified or understood; "it's difficult to please such people"; "on such a night as this"; "animals such as lions and tigers"
such as

    Türkçe nasıl söylenir

    sʌç äz

    Eş anlamlılar

    for example, for instance, e.g., like

    Telaffuz

    /ˈsəʧ ˈaz/ /ˈsʌʧ ˈæz/

    Etimoloji

    [ 's&ch, 'sich ] (adjective.) before 12th century. Middle English, from Old English swilc; akin to Old High German sulIh such, Old English swA so, gelIk like; more at SO, LIKE.

    Videolar

    ... the problems, such as cyberbullying. ...
    ... web as such as we presented it obviously, is all about ...