so that of

listen to the pronunciation of so that of
İngilizce - Türkçe
böylece bir
so that
böylece

Her şeyi son yudumuna kadar iç, böylece içinde bir şey kalmaz. - Drink everything up, so that nothing remains inside.

Çocuklarımı yetiştireceğim böylece hurafeden korunmuş olacaklar. - I will raise my children so that they will be protected from superstition.

so that
-mesi için
so that
öyleki
so that
o kadar ki
so that
-sin diye
so that
öyle
so that
ta ki
so that
bu durum üzerine
so that
öyle ki
so that
ki
so of
öylesine
so that
Bu nedenle, bundan dolayı
so that
sin diye, ...mek için, ...mesi için, ... için
so that
öyle böyle
so that
onun için

Hasta yardım almanın ötesindeydi, onun için doktorlar daha fazlasını yapamadı. - The patient was quite beyond help, so that the doctors could do no more.

so that
diye

Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur. - In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.

Herkes beni duyabilsin diye yüksek sesle konuştum. - I spoke loudly so that everyone could hear me.

İngilizce - İngilizce

so that of teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

so that
Indicates purpose; in order that

He seized his axe, which he had made very sharp, and as the leader of the wolves came on the Tin Woodman swung his arm and chopped the wolf's head from its body, so that it immediately died.

so that
With the result or aim that
so that
in order that
so that of