I no longer love you.
- Artık seni sevmiyorum.
Understanding you is really very hard.
- Seni anlamak gerçekten çok zor.
And if I lose thy love, I lose my all.
- Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
Is he a friend of yours?
- O, senin bir arkadaşın mı?
He has a son of your age.
- Senin yaşında bir oğlu var.
The fluency of your English is amazing.
- Senin İngilizcenin akıcılığı şaşırtıcı.
I really look forward to your visit in the near future.
- Yakın bir gelecekteki senin ziyaretini gerçekten dört gözle bekliyorum.
I'll pay the money for your lunch today.
- Bugün senin öğle yemeğin için parayı ben ödeyeceğim.
Shall I cook dinner for you?
- Senin için akşam yemeği pişireyim mi?
Here is a letter for you.
- İşte senin için bir mektup.
senin de hayırlı olsun.
senin gibi birini istiyorum.
I wish I had a friend like you.
- Keşke senin gibi bir arkadaşım olsa.
I wish I could sing like you do.
- Keşke senin gibi şarkı söyleyebilsem.
çamaşır makinesi senin olsun.
I thought he loved you, but as it is, he loved another girl.
- Ben onun seni sevdiğini sanıyordum, ama gerçekte, o başka bir kız seviyordu.
I thought you wouldn't come.
- Senin gelmeyeceğini düşündüm.
Are you completely through with your homework?
- Sen tamamen ödevlerin aracılığıyla mısın?
Are you Chinese or Japanese?
- Sen Çinli misin yoksa Japon musun?
Hear all, see all, say nowt. Ate all, sup all, pay nowt. An if ever tha does anythin for nowt, mek sure tha does it for tha sen..