saldır

listen to the pronunciation of saldır
Türkçe - İngilizce
sick him
{f} storm

Fifteen hundred migrants stormed the Channel Tunnel. - On beş bin göçmen Kanal Tüneli'ne saldırdı.

{f} insult

The aggression was provoked by all those gratuitous insults. - Saldırı tüm bu gereksiz hakaretler tarafından kışkırtıldı.

lay about
{f} assaulted

Linda was sexually assaulted by Dan. - Linda, Dan tarafından cinsel saldırıya uğradı.

A girl was assaulted on the métro. - Bir kız metroda saldırıya uğradı.

snipe at
{f} attack

The enemy kept up their attack all day. - Düşman bütün gün saldırısına devam etti.

We anticipated where the enemy would attack. - Biz düşmanın nereden saldıracağını önceden tahmin ettik.

{f} lunge
tear into
assail

Dan killed his wife and made it appear as the work of an unknown assailant. - Dan karısını öldürdü ve bunu bilinmeyen bir saldırganın işi olarak gösterdi.

He shot his assailant but didn't kill him. - Saldırganını vurdu ama onu öldürmedi.

{f} assault

He was charged with assault and battery. - Saldırı ve darptan suçlandı.

We were not prepared for the assault. - Saldırı için hazır değildik.

rampage
jump on
{f} attacked

She attacked him with her fists. - O, yumruklarıyla ona saldırdı.

The furious mob attacked the building. - Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.

{f} molested
{f} attacking

An enemy is attacking them. - Bir düşman onlara saldırıyor.

Allied forces were attacking from the west. - Müttefik kuvvetleri batıdan saldırıyorlardı.

{f} mug

Dan was assaulted by a mugger. - Dan bir soyguncu tarafından saldırıya uğradı.

Tom was carrying a lot of cash when he was mugged. - Saldırıya uğradığında Tom birçok nakit taşıyordu.

snipe

Tom was the victim of a random sniper attack. - Tom rastgele bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.

molest
{f} mugging

Many muggings go unreported. - Soygun amaçlı birçok saldırı bildirilmiyor.

sal
raft

The boys built a raft. - Çocuklar bir sal yaptı.

The guide sat at the front right of the raft. - Rehber salın ön sağında oturdu.

sal
ferry
sal
emit
sal
timber hitch
sal
mantilla
sal
prov. coffin
sal
mug

Tom is the one who mugged you. - Tom sana saldıran kişidir.

Mary was mugged on her way home. - Mary eve giderken saldırıya uğrayıp soyuldu.

sal
{i} float

Tom floated downstream on a raft. - Tom bir salla akıntı yönünde batmadan yüzdü.

Tom floated down the river on a raft. - Tom bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.

Türkçe - Türkçe

saldır teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

SAL
(Osmanlı Dönemi) f. Sene, yıl
SAL
(Hukuk) Yıl, içinde bulunulan yıl
sal
At arabası üzerine saman taşımak için uzun ağaç kalaslarla kurulan düzenek
sal
Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı: "Dalgaları ufukları örten bir denizde, küçük bir sal parçası üstünde bir boraya mı tutulduk?"- Y. K. Karaosmanoğlu
sal
Tabut
sal
Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı
sal
ırmağın üstünden aktığı büyük yassı taş
sal
Yıl, sene
sal
ince büyük yüzeyli taş
İngilizce - Türkçe

saldır teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

SAL
(Askeri) hafif silahlar dolabı (small arms locker)
Sal
{i} kimyasal tuz
Sal
{i} tuz [kim.]
Sal
tuz
saldır