sahtekâr

listen to the pronunciation of sahtekâr
Türkçe - İngilizce
imposter

How do I know you're not an imposter? - Senin bir sahtekar olmadığını nereden bileyim?

crook

Sami was a crooked cop. - Sami sahtekar bir polisti.

Impostor

You must unmask the impostors. - Sahtekarların maskesini düşürmelisin.

You must expose the impostors. - Sen sahtekarları ortaya çıkarmalısın.

scammer
counterfeiter
tricker
make-believe
humbug
(Kanun) knavish
snider
shady
double-dealer
racketeer
double-tongued
falsifier
praetorian
makebelieve
double tongued
phoney
fraudulent
(someone) who engages in forgery or falsification/who practices imposture
dishonest

John claimed that the dishonest salesman had tricked him into buying a useless piece of machinery. - John sahtekâr satıcının işe yaramaz bir makine parçasını alırken onu kandırdığını iddia etti.

They accused him of being dishonest. - Onlar onu sahtekar olmakla suçladı.

forger

The experts decided the document was a forgery. - Uzmanlar belgenin bir sahtekarlık olduğuna karar verdiler.

forger, counterfeiter, imposter, sham, falsifier, faker
fakir
impostor

You must unmask the impostors. - Sahtekarların maskesini düşürmelisin.

You must expose the impostors. - Sen sahtekarları ortaya çıkarmalısın.

crooked

Sami was a crooked cop. - Sami sahtekar bir polisti.

fraud

Tom is guilty of fraud. - Tom sahtekârlıktan suçlu.

Academic fraud is more common than you think. - Akademik sahtekarlık düşündüğünüzden daha yaygındır.

phony

Tom is a total phony. - Tom tam bir sahtekar.

faker
fake
fabricator
forger, falsifier, faker; impostor
make believe
sham
shammer
wily
trickster
falsifier
two-faced
twofaced
{i} humbug
makebelieve
tahta hak iddia eden sahtekâr
pretender
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) f. Sahte iş yapan, hilekâr. Kalpazan
Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci: "Behiç yalancı, sahtekâr, hodbin ve nankördü, fakat sevimliydi."- P. Safa
Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci
(Osmanlı Dönemi) sahte iş yapan, hilekâr, kalpazan
sahtekâr