relevant

listen to the pronunciation of relevant
İngilizce - Türkçe
konuyla ilgili
ilgili

Onun fikrinin konu ile ilgili olduğunu düşünmüştüm. - I thought his opinion was relevant.

Konuşmasının içeriği, konu ile ilgili değildir. - The content of his speech is not relevant to the subject.

{s} konu ile ilgili

Onun konu ile ilgili olmadığını söylemeye nasıl cesaret edersin! - How dare you say that's not relevant!

Onun fikrinin konu ile ilgili olduğunu düşünmüştüm. - I thought his opinion was relevant.

(Hukuk) ilişkili

En ilişkili konuları tartışmak için zaman geldi. - The time has come to debate the most relevant matters.

Umarım bu harcama raporu tüm ilişkili iş masraflarını içerir,çünkü bundan bir sent daha fazlasını ödemeyeceğim. - I hope this expense report contains all the relevant business expenses because I'm not paying a cent more after this.

{s} alâkalı

Yorumlar konuyla alakalı olmalıdır. - Comments must be relevant to the topic.

Teorik bir bakış açısından, Peterson'un tartışması bizim tartışmayla doğrudan alakalıdır. - From a theoretical point of view, Peterson's argument is directly relevant to our discussion.

bağıntılı
yararlı
ilgili makamlar
amacına uygun
ilgi

İlgili belgelerin yığınını incelerken gerçeği öğrendiler. - They found out truth while examining a pile of relevant documents.

Onun nasıl ilgili olduğunu anlamıyorum. - I don't see how that's relevant.

(Dilbilim) ayırıcı
anlamlı
{s} amaca uygun

Bu, amaca uygun olabilir. - This may be relevant.

münasebeti olan
anlamlı,ilgili
{s} uygun

Ben neyin uygun olduğunu bilirim. - I know what's relevant.

Bu, amaca uygun olabilir. - This may be relevant.

relevancymünasebet
uygunluk
{s} to ile ilgili
alaka

Teorik bir bakış açısından, Peterson'un tartışması bizim tartışmayla doğrudan alakalıdır. - From a theoretical point of view, Peterson's argument is directly relevant to our discussion.

Yorumlar konuyla alakalı olmalıdır. - Comments must be relevant to the topic.

yerinde
(Dilbilim) belirgin
güncel konularla ilgili
relevant literature
ilgili kaynaklar
relevant person
ilgili kişi
relevant to
ile ilgili

Konuşmasının içeriği, konu ile ilgili değildir. - The content of his speech is not relevant to the subject.

relevant day
İlgili gün
relevant of
ilgili
relevant accounting standards
(Ticaret) ilgili muhasebe standartları
relevant competition authority
(Ticaret) ilgili rekabet yetkili makamı
relevant cost
(Ticaret) uygun maliyet
relevant cost
(Ticaret) ilgili masraf
relevant department
ilgili bölüm
relevant department
ilgili birim
relevant virus
(Tıp) ilgili virüs
relevantly
konuyla ilgili olarak
other relevant fact
diğer ilgili gerçek
all relevant issues
(Kanun) ilgili tüm hususlar
radiation intensity; Refugees International; routing indicator; relevant informa
(Askeri) radyasyon yoğunluğu; Uluslararası Mülteciler Kuruluşu; haberleşme göstergesi; ilgili bilgi
where relevant
alakalıysa
where relevant
ilgili olduğu yerde
where relevant
ilgili olduğu yere
where relevant
ilgiliyse
where relevant
alakalı olduğu yere
where relevant
alakalı olduğu yerde
İngilizce - İngilizce
Directly related, connected, or pertinent to a topic

His mother provided some relevant background information concerning his medical condition.

Not out of date; current
bearing upon the matter in hand
Relieving; lending aid or support
The relevant thing of a particular kind is the one that is appropriate. Make sure you enclose all the relevant certificates. directly relating to the subject or problem being discussed or considered   irrelevant (present participle of relevare )
{a} relieving, helping, perinent
connected with what you are talking or writing about (e g If the information you found is relevant, add it to your essay )
pertaining to, germane {overused}
The NAA that issued the Type Certificate (TC) accepted as the basis of the Australian type NAA certification of a particular model of aircraft
Bearing upon, or properly applying to, the case in hand; pertinent; applicable
(rel-le-vant) Relevant means to be directly related to whatever is the focus of one's attention
Many unanimous consent agreements require amendments to a specific bill or other measure to be relevant to the measure
Evidence that helps to prove a point or issue in a case
having a bearing on or connection with the subject at issue; "the scientist corresponds with colleagues in order to learn about matters relevant to her own research"
Appropriately retrieved in response to a given query
applicable; pertinent; significant
1 anything written by an Eminence
Sufficient to support the cause
Important to the issue or conflict
{s} pertinent, related, connected to the current subject
Used to score solutions A relevant solution is one which solves both the Key Verb Phrase and Purpose of the UP Solutions should be humane, ethical and should not violate the laws of nature
having crucial relevance; "crucial to the case"; "relevant testimony"
Something that is relevant to a situation or person is important or significant in that situation or to that person. Is socialism still relevant to people's lives? = pertinent irrelevant
pertinent
germane
relevant day
date being referred to, date determined by an index
if relevant
where pertinent, if the matter is appropriate
relevantly
pertinently, in the manner of being related to the current subject
relevantly
with relevance
relevantly
In a relevant manner
relevantly
In a manner that is relevant
Türkçe - İngilizce

relevant teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

relevant legislation
(Ticaret) ilgili mevzuat
relevant