Tom Mary'yi gördüğüne hoş bir şekilde şaşırmıştı.
- Tom was pleasantly surprised to see Mary.
Onun tarafından hoş bir şekilde şaşırdım.
- I'm pleasantly surprised by that.
Başkalarına güzel bir şekilde davranmak benim için çok zordu.
- It was hard for me to act pleasantly to others.
Bugün güzel bir gündü.
- Today was a pleasant day.
Seni burada görmek ne hoş sürpriz!
- What a pleasant surprise to see you here!
Sesi dinlemek için hoş.
- Her voice is pleasant to listen to.
Platoda yürüyüş yapmak zevklidir.
- It's pleasant to take a walk on the plateau.
Kırsalda gezmeyi zevkli buldum.
- I found it pleasant walking in the country.
Ne keyifli bir yolculuk yaptık!
- What a pleasant journey we had!
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.
- It is pleasant to watch a loving old couple.
... although impressive in southeast amongst interior remains pleasantly simple ...