meşgul olmak

listen to the pronunciation of meşgul olmak
Türkçe - İngilizce
deal
concern oneself
be occupied with doing
be busy

Anyway, I know you must be busy, so let me go. - Her neyse, ben sizin meşgul olmak zorunda olduğunuzu biliyorum, bu yüzden gideyim.

to be busy
be into
handle

You'll have to handle this by yourself. - Bununla tek başına meşgul olmak zorundasın.

work away
work
engage in
weigh in
to be busy (with), to busy oneself (with), to employ oneself in, to attend (to)
be at smth
occupy oneself
take up
busy oneself
employ oneself in
busy with
attend to
be engage in
to be engaged
{k} be tied up
meşgul olmak (biriyle)
take on
meşgul ol
occupy with
meşgul ol
{f} engaged

Tom was engaged to Mary. - Tom Mary ile meşgul oldu.

meşgul ol
engage in

I have no time to engage in gossip. - Dedikodu ile meşgul olcak zamanım yok

I don't engage in idle speculation. - Ben başıboş tahminle meşgul olmam.

meşgul ol
take up with
meşgul olma
engrossment
meşgul olma
attention
yapmakla meşgul olmak
be occupied in doing
yapmakla meşgul olmak
be occupied with doing
zihni bir şeyle meşgul olmak
be preoccupied with
Türkçe - Türkçe
Vaktini vermek, uğraşmak, oyalanmak
otlamak
(Osmanlı Dönemi) TELHİYE
meşgul olmak