The legislature tabled the amendment, so we will start discussing it now.
The calculator on the table is mine.
- Masanın üstündeki hesap makinesi benim.
There is a book on the table.
- Masanın üzerinde bir kitap var.
Please ask at the information desk.
- Lütfen bilgi masasında sor.
A laptop is better than a desktop.
- Bir dizüstü, bir masaüstünden daha iyidir.
I banged my leg on the coffee table.
- Ben bacağımı kahve masasına çarptım.
Tom laid his keys on the kitchen table.
- Tom anahtarlarını mutfak masasına koydu.
Tom was sitting alone at the kitchen table when Mary walked in.
- Mary içeri girdiğinde Tom mutfak masasında yalnız oturuyordu.
Wash the writing table.
- Yazı masasını yıkayın.
They approach the front desk.
- Onlar ön çalışma masasına yaklaşıyorlar.
That desk is too small for Meg.
- O çalışma masası Meg için çok küçük.