korkutucu

listen to the pronunciation of korkutucu
Türkçe - İngilizce
scary

It is still a little scary. - O hâlâ biraz korkutucudur.

Nightmares are scary. - Kabuslar korkutucudur.

frightening

Thunder has been explained scientifically, and people no longer believe it is a sign that the gods are angry with them, so thunder, too, is a little less frightening. - Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.

That's a frightening prospect. - Bu korkutucu bir beklenti.

fearsome
threatening
horror

This horror movie is really scary. I couldn't sleep after I watched it. - Bu korku filmi gerçekten korkutucu.Ben izledikten sonra uyuyamadım.

breathless
dreadful

This is the first time I've seen such a dreadful movie. - Böyle korkutucu bir filmi ilk defa görüyorum.

(deyim) hair raising
minacious
minatory
frightening, threatening, scary
spine chilling
startling
lurid
dark
forbidding
horrible
alarming

Alarming news came from the suburbs. - Varoşlardan korkutucu haber geldi.

I found that very alarming. - Onu çok korkutucu buldum.

parlous
hairy
formidable
lowering
scare
korkutucu bir şekilde
frighteningly
korkutucu şekilde
frighteningly
korkutucu boyutta
at a fearful rate
çok korkutucu
terrifying
Türkçe - Türkçe
Korku veren
Korku veren: "Bu siyah rüzgârlı gecenin ademi andıran, ölümü ihtar eden korkutucu karanlığı gözlerinden vücuduna, damarlarına giriyor, kanına karışıyor, ruhuna nüfuz ediyordu."- Ö. Seyfettin
mehip
(Osmanlı Dönemi) MUHAZZİL
korkutucu