Satın almak istediğim odur.
- Das wollte ich kaufen.
Tom, Mary'nin ne satın almak istediğini biliyordu.
- Tom wusste, was Maria kaufen wollte.
Ben, bir çift kayak botu satın almak istiyorum.
- I want to buy a pair of ski boots.
Bu tür bir kanepe satın almak istemiyorum.
- I don't want to buy this kind of sofa.
İnsanlar bütün gece bana içki ısmarlamaktadır.
- People have been buying me drinks all night.
Sana akşam yemeği ısmarlamak istiyorum.
- I want to buy you dinner.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.
- I never go out without buying something.
Lütfen onu satın alma.
- Please do not buy it.
Ah! If I were rich, I'd buy myself a house in Spain.
- Ah! Wenn ich reich wäre, würde ich mir ein Haus in Spanien kaufen.
That guitar is so expensive that I can't buy it.
- Diese Gitarre ist so teuer, dass ich sie nicht kaufen kann.