içermeyen

listen to the pronunciation of içermeyen
Türkçe - İngilizce
not including
less
sans
quit
içer
{f} included

The exam included mathematics, physics and chemistry. - Sınav matematik, fizik ve kimyayı içeriyordu.

The parade included six marching bands. - Geçit töreni altı tane bando içeriyordu.

içer
include

Tom's duties include raking the leaves. - Tom'un görevleri yaprakları tırmıkla toplamayı içermektedir.

This amount includes tax. - Bu tutar vergi içermektedir.

içer
involve

I'm sure there's an option that doesn't involve a bribe. - Rüşvet içermeyen bir seçenek olduğuna eminim.

Japanese sci-fi, as in anime, involves their Buddhistic and Animistic spirituality. - Animelerde olduğu gibi Japon bilim-kurgusu onların Budist ve Animistik ruhsallığını içerir.

içer
contain

His speech contained many fine phrases. - Konuşması birçok güzel cümle içeriyordu.

The suitcase contained nothing but dirty clothes. - Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.

içer
{f} involved
içer
comprise
içer
comprising

The Kalmar Union, comprising Sweden, Denmark and Norway, broke apart in 1523. - İsveç, Danimarka ve Norveç'i içeren Kalmar Birliği, 1523'te ayrıldı.

kolesterol içermeyen
cholesterol-free
uçuş içermeyen görev
(Askeri) duty not involving flying
içermeyen