içermeyen

listen to the pronunciation of içermeyen
Türkisch - Englisch
not including
less
sans
quit
içer
{f} included

The parade included six marching bands. - Geçit töreni altı tane bando içeriyordu.

The uncut version of the DVD only included one extra scene. - DVD'nin kesilmemiş versiyonu sadece bir tane ekstra sahne içeriyordu.

içer
include

This amount includes tax. - Bu tutar vergi içermektedir.

This financial audit also includes an evaluation of the company's assets. - Bu mali denetim, aynı zamanda şirketin varlıklarının bir değerlendirmesini içerir.

içer
involve

I'm sure there's an option that doesn't involve a bribe. - Rüşvet içermeyen bir seçenek olduğuna eminim.

Investing in stocks involves risk. - Hisse senetlerine yatırım yapmak risk içerir.

içer
contain

The suitcase contained nothing but dirty clothes. - Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.

I addressed the envelope containing the invitation. - Davet içeren zarfın üstüne adres yazdım.

içer
{f} involved
içer
comprise
içer
comprising

The Kalmar Union, comprising Sweden, Denmark and Norway, broke apart in 1523. - İsveç, Danimarka ve Norveç'i içeren Kalmar Birliği, 1523'te ayrıldı.

kolesterol içermeyen
cholesterol-free
uçuş içermeyen görev
(Askeri) duty not involving flying
içermeyen
Favoriten