her şey

listen to the pronunciation of her şey
Türkçe - İngilizce
everything

Everything about him was grey. - Onun hakkında her şey griydi.

Put everything in my basket. - Her şeyi sepetime koy.

anything

If you want to have parties in my house, clean up everything afterwards, and don't break anything, or else pay for the damage. - Benim evimde partiler vermek istiyorsanız, daha sonra her şeyi temizleyin ve bir şey kırmayın, ya da zarar için ödeme yapın.

He values honor above anything else. - O, onura her şeyden daha çok değer verir.

(Argo) lock, stock and barrel
everything, all
all

One will be judged by one's appearance first of all. - Bir insan her şeyden önce görünümü ile değerlendirilecektir.

All you ever do is nitpick. I wish you could say something more constructive. - Şu ana kadar yaptığın bütün şey her şeye kusur bulmak, keşke daha yapıcı bir şey söyleyebilsen.

the works
omni-
all the things
everything that
caboodle
omni

Only God is omnipotent. - Sadece Tanrı her şeye gücü yetendir.

Jane Goodall discovered that chimpanzees are omnivorous, not vegetarian. - Jane Goodall şempanzelerin her şeyi yediklerini, vejetaryen olmadıklarını keşfetti.

{k} the whole ball of wax
her şey yolunda
all good
her şey bitti
it's all over
her şey dahil
All included
her şey dahil fiyat
inclusive price
her şey dahil fiyat
inclusive terms
her şey gönlünce olsun
all the best
her şey göz önüne alınırsa
all things considered
her şey yiyen
omnivorous
her şey yolunda
so far so good
her şey yolunda gitti
all went hell
herşey
everything

Maria knows everything there is to know about dairying, having been employed in the field for over 35 years. - Maria, 35 yılı aşkın bir süredir arazide istihdam edildiği için, sütçülük hakkında herşeyi bilir.

I find it boring everything I do not fall in love with. - Aşık olmadığım herşeyi sıkıcı buluyorum.

herşey
all in all
Herşey
(deyim) box and dice
umarım her şey yolundadır
i hope all is well
umarım her şey yolundadır
i hope everything is fine
umarım her şey yolundadır
i hope everything is allright
aralarında her şey bitmek
be through with
aramızda her şey bitti
I am through with
baştan sona her şey
gamut
cinayet dışında her şey
anything short of murder
her yıl ortaya çıkan şey
hardy annual
her zaman taşınan faydalı şey
vade mecum
kuşsütünden başka her şey var
(Konuşma Dili) There's everything you can think of to eat
sakin olun her şey yoluna girecek
Calm down everything will be OK
şimdiye kadar her şey iyi
so far so good
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
ne
her şey