herşey

listen to the pronunciation of herşey
Türkçe - İngilizce
everything

Tell Tom everything's fine. - Tom'a herşeyin yolunda olduğunu söyle.

I find it boring everything I do not fall in love with. - Aşık olmadığım herşeyi sıkıcı buluyorum.

all in all
(deyim) box and dice
her şey
everything

Everything about him was grey. - Onun hakkında her şey griydi.

Put everything in my basket. - Her şeyi sepetime koy.

her şey
anything

I will do anything for you. - Senin için her şeyi yapacağım.

If you want to have parties in my house, clean up everything afterwards, and don't break anything, or else pay for the damage. - Benim evimde partiler vermek istiyorsanız, daha sonra her şeyi temizleyin ve bir şey kırmayın, ya da zarar için ödeme yapın.

her şey
{i} all

All that glitters is not gold. - Parlayan her şey altın değildir.

All's fair in love and war. - Aşkta ve savaşta her şey adildir.

her şey
(Argo) lock, stock and barrel
her şey
omni-
Sonu iyi biten herşey iyidir
(Atasözü) All is well that ends well
her şey
everything that
her şey
all the things
aramızda herşey bitti
I am thru with
her şey
caboodle
her şey
the works
her şey
omni

Jane Goodall discovered that chimpanzees are omnivorous, not vegetarian. - Jane Goodall şempanzelerin her şeyi yediklerini, vejetaryen olmadıklarını keşfetti.

Only God is omnipotent. - Sadece Tanrı her şeye gücü yetendir.

her şey
{k} the whole ball of wax
her şey
everything, all
Türkçe - Türkçe

herşey teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Her şey
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
Her şey
ne
annem hakkında herşey
Pedro Almodovar'ın bir filmi
herşey