geciktirme

listen to the pronunciation of geciktirme
Türkçe - İngilizce
procrastination
retard
detain
retarding
detaining
cease
(Ticaret) prolongation
remora
reprieve
retardation
adjournment
postponement
delaying
impediment
postponement, retardation
delay

Fadil found another excuse to delay the wedding. - Fadıl nikahı geciktirmek için başka bir mazeret buldu.

Hopefully they don't delay my flight like the others. - Umarım onlar diğerleri gibi uçuşumu geciktirmezler.

dilatory
dilatoriness
geciktirmek
retard
geciktirmek
delay

Fadil found another excuse to delay the wedding. - Fadıl nikahı geciktirmek için başka bir mazeret buldu.

geciktirme alanlı detektör
(Elektrik, Elektronik,Teknik) retarding field detector
geciktirme alanlı osilatör
(Elektrik, Elektronik,Teknik) retarding field oscillator
geciktirme alanı
retarding field
geciktirme devresi
delay circuit
geciktirme elemanı
delay element
geciktirme hattı
delay line
geciktirme hattı belleği
(Bilgisayar) delay line storage
geciktirme hattı yazmacı
(Bilgisayar) delay line register
geciktirme kablosu
delay cable
geciktirme mekanizmalı mayın
(Askeri) delayed action mine
geciktirme roketi
retrorocket
geciktirme rölesi
slow-acting relay
geciktirme rölesi
delay valve
geciktirme rölesi
(Elektrik, Elektronik) temporization relay
geciktirme rölesi
delay relay
geciktirme terapisi
(Pisikoloji, Ruhbilim) delay therapy
geciktirme öğesi
delay element
geciktirme ünitesi
time delay unit
geciktirme şalteri
retardation breaker
geciktirme şamandırası
(Askeri) delay release sinker
geciktirmek
{f} postpone
geciktirmek
{f} impede
geciktirmek
set back
geciktirmek
laten
geciktirmek
(Dilbilim) hang back
geciktirmek
put off
geciktirmek
put
geciktirmek
detain
geciktirmek
reprieve
geciktirmek
belate
gecik
{f} delay

The weather will delay the start of the race. - Hava yarışın başlamasını geciktirecek.

Possibly, the accident will delay his arrival. - Kaza onun gelişini muhtemelen geciktirecek.

gecik
{f} lag

How can I fix the lag? - Gecikmeyi nasıl düzeltebilirim?

Employment continued to lag. - İş gecikmeye devam etti.

gecik
{f} lagging
geciktirmek
hold up
geciktirmek
buy time
geciktirmek
stall
geciktirmek
stay
geciktirmek
throw back
geciktirmek
hold off
geciktirmek
stave off
geciktirmek
delaying
geciktirmek
to delay
ateşlemeyi geciktirme düzeni; personel istihkak listesi; assembler programlama d
(Askeri) permissive action link; personnel allowance list; program assembler language
en az geciktirme kod laması
minimum delay coding
en az geciktirme kodlaması
minimum delay coding
en az geciktirme kodu
(Bilgisayar,Teknik) minimum delay code
geciktirmek
procrastinate
geciktirmek
keep back
geciktirmek
stall off
geciktirmek
sidetrack
geciktirmek
{f} adjourn
geciktirmek
put back
geciktirmek
to delay, to postpone, to retard, to hold off sth, to hold sth up
geciktirmek
to delay, make late
geciktirmek
(Hukuk) to defer
hasar tahmini; geciktirme eşitleyicisi; yönlendirilmiş enerji
(Askeri) damage expectancy; delay equalizer; directed energy
kıvılcım geciktirme valfi
(Otomotiv,Teknik) spark delay valve
Türkçe - Türkçe
Geciktirmek işi, tehir
tehir
Geciktirmek
(Osmanlı Dönemi) TA'LİK
geciktirmek
Gecikmesine sebep olmak, tehir etmek
geciktirme