full of life

listen to the pronunciation of full of life
İngilizce - Türkçe
yerinde duramamak
hayat dolu olmak
canlı
hayat dolu

O, vebaya kapılmadan önce güçlü bir çocuktu, hayat doluydu. - He was a strong boy, full of life, before he was stricken with the plague.

O, çok yaşlı olsa bile hayat dolu. - He is full of life even though he is very old.

civelek
lively
{s} canlı

Bu kasaba canlı değil. - This town isn't lively.

Köylülerin çevrede yaptığı tartışma oldukça canlıydı. - The discussion the villagers had on the environment was quite lively.

lively
yaşam dolu
be full of life
hayat dolu olmak
lively
{s} parlak
lively
deli dolu
lively
(renk) parlak
lively
civcivli
lively
neşeli
lively
hareketli

Dün gece hareketli bir partimiz vardı. - We had a lively party last night.

Bugünkü parti gerçekten hareketliydi, değil mi? - Today's party was really lively, wasn't it?

lively
hayat dolu

O, hayat dolu bir genç adam. - He is a lively young man.

O hayat dolu bir kız. - She is a lively girl.

full life
tam hayat
lively
make things lively for one baş
lively
geriye seken lively description canlı bir tarif
lively
lively imagination canlı muhayyile
lively
lively time neşeli vakit
lively
{s} parlak (renk)
lively
hayatla kaynaşan
lively
lively hope kuvvetli ümit
lively
{s} enerjik

Benim grubum her zaman enerjik. - My group is always lively.

lively
{s} heyecanlandırıcı
İngilizce - İngilizce
filled with energy and/or a love of life
full of spirit; "a dynamic full of life woman"; "a vital and charismatic leader"; "this whole lively world
lively
full of life

    Türkçe nasıl söylenir

    fûl ıv layf

    Telaffuz

    /ˈfo͝ol əv ˈlīf/ /ˈfʊl əv ˈlaɪf/

    Videolar

    ... like, a little girl who will come through, and she's, like, so full of life, but she's ...

    Günün kelimesi

    zabernism