faraway

listen to the pronunciation of faraway
İngilizce - Türkçe
dalmış
uzaklara gitmiş
dalgın
uzak

Kitaplar sizi hem gerçek hem de hayali uzak memleketlere götürebilir. - Books can transport you to faraway lands, both real and imagined.

{s} dalıp gitmiş
dalgın/uzak
{s} dalgın (bakış)
{s} uzun
{s} hayal aleminde
distant
uzak

O, ona uzaktan akrabadır. - She is distantly related to him.

Bir teleskopla uzak nesneleri görebiliriz. - We can see distant objects with a telescope.

distant
uzakta

Biz birbirimizden kilometrelerce uzakta yaşıyoruz. - We live many miles distant from each other.

Bulutlu günlerde, uzaktaki sesleri açık havadakilerden daha iyi duyarsın. - On cloudy days, you can hear distant sounds better than in clear weather.

faraway lands
uzak diyarlar
faraway look
uzaklara dalıp gitmiş bakış
distant
{s} soğuk, mesafeli (kimse)
distant
{s} uzak, ırak (yer/zaman)
distant
mesafeli belirsiz
distant
{s} mesafeli

Bu, Mary'yi tatmin etmedi, onlar arasındaki ilişki daha mesafeli oldu. - This did not satisfy Mary, and the relationship between them became more distant.

Tom soğukkanlı, mesafeli ve kibirli. - Tom is cold, distant and arrogant.

distant
{s} ırak
distant
distant relative uzak akraba
distant
{s} hafif
distant
uzaktan

O, ona uzaktan akrabadır. - She is distantly related to him.

Tom Mary ile uzaktan ilgilidir. - Tom is distantly related to Mary.

distant
ayırılmış
distant
ilgisiz
distant
alıs
distant
belirsiz
distant
soğuk

Mary soğuk bir şekilde pencereden dışarıya baktı. - Mary stared distantly out the window.

Tom soğukkanlı, mesafeli ve kibirli. - Tom is cold, distant and arrogant.

distant
ırak soğuk
distant
ağır
distant
soğuk bir tavırla
İngilizce - İngilizce
A faraway place is a long distance from you or from a particular place. They have just returned from faraway places with wonderful stories to tell. = distant
very far away in space or time; "faraway mountains"; "the faraway future"; "troops landing on far-off shores"; "far-off happier times"
far removed mentally; "a faraway (or distant) look in her eyes
distant
{s} not close, distant; isolated; dreamy, not present
faraway countries
remote countries, distant countries
faraway