Bu böcekler geniş bir alana yayıldılar.
- These insects are widely distributed.
Oturma odamda geniş pencereler var.
- My living room has wide windows.
Onun adı yaygın olarak biliniyordu.
- His name was becoming widely known.
Bu dergi yaygın olarak dolaşır.
- This magazine circulates widely.
Ön kapı sonuna kadar açıktı.
- The front door was wide open.
Arka kapı sonuna kadar açık.
- The back door's wide open.
İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.
- There is a wide gap in the opinions between the two students.
Henüz tamamen uyanık değilim.
- I'm not wide awake yet.
Nedense, tamamen uyanığım ve uykuya dalamıyorum.
- For some reason, I'm wide awake and can't fall asleep.
Tom gözlerini ardına kadar açtı.
- Tom opened his eyes wide.
Fadıl kapıyı ardına kadar açık buldu.
- Fadil found the door wide open.
He travelled far and wide.
He has read and traveled extensively.
... that originated in lndia but is used extensively in the Arab world. ...
... growth? Again, the matter is studies and debated extensively. ...