yine de

listen to the pronunciation of yine de
Turkish - English
even so

Even so ... she didn't have to slap me! - Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!

nevertheless

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

Nevertheless, I'm extremely proud. - Yine de ben son derece gurur duyuyorum.

still

Still, the war was not over. - Yine de, savaş bitmedi.

Tom and Mary argue a lot, but they still get along quite well together. - Tom ve Mary çok tartışırlar ama yine de birlikte oldukça iyi geçinirler.

however

However, I ask you not to make the same mistakes that I did. - Yine de, senden benim yapmış olduğum hatalara düşmemeni rica ediyorum.

I can't, however, agree with your opinion. - Yine de, fikrine katılamıyorum.

nonetheless

There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone. - Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

yet

Your composition is the best yet. - Kompozisyonun yine de en iyisi.

You will yet regret it. - Yine de ona pişman olacaksın.

after all

Peter didn't come after all. - Peter yine de gelmedi.

Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all. - Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.

all the same, after all, still, however, but then (again), yet, anyway, anyhow, nevertheless, even now, to, then, notwithstanding
though

You can probably guess what happens though. - Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.

Thanks for the offer, though. - Öneri için teşekkürler yine de.

altogether
anyhow

He never did his work anyhow. - Yine de o işini asla yapmadı.

It might rain, but I'm going anyhow. - Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.

none the less

My wife has faults. None the less, I love her. - Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.

in despite of
natheless
nathless
oldness
yet already
just the same
anyway

We objected, but she went out anyway. - Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.

She wanted to go out anyway. - Yine de dışarı çıkmak istedi.

all the same

I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same. - Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.

Thank you all the same. - Yine de teşekkür ederim.

even now
considering
notwithstanding
nontheless
at the same time
howbeit
just

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece. - Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.

at any rate

At any rate, I can go out when it stops raining. - Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.

despite
but then
yine de
Favorites