Even so ... she didn't have to slap me!
- Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!
Now I live in a city. Nevertheless, the distance between my house and the large forest is only about a kilometer.
- Şimdi bir şehirde yaşıyorum. Yine de, evim ve büyük orman arasındaki mesafe yalnızca bir kilometre civarında.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.
I doubt that Tom would help, but you should still ask him.
- Tom'un yardımcı olacağından kuşkuluyum, ama yine de ona sormalısınız.
Rick and Carol broke up two months ago, but he's still carrying a torch for her.
- Rick ve Carol, iki ay önce ayrıldılar ama yine de o onu karşılıksız seviyor.
I can't, however, agree with your opinion.
- Yine de, fikrine katılamıyorum.
It was raining. However, they still went on their school trip.
- Yağmur yağıyordu. Ancak onlar yine de okul gezilerine devam ettiler.
Most jellyfish stings aren't deadly, but many are pretty painful nonetheless.
- Çoğu denizanası sokmaları ölümcül değil ama çoğu yine de oldukça ağrılıdır.
There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone.
- Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.
Your composition is the best yet.
- Kompozisyonun yine de en iyisi.
The sun was shining, yet it was cold.
- Güneş parlıyordu, yine de hava soğuktu.
Peter didn't come after all.
- Peter yine de gelmedi.
I tried many things but failed after all.
- Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.
Though he was poor, he was nonetheless happy.
- Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.
You can probably guess what happens though.
- Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.
That has been my experience anyhow.
- O yine de benim tecrübemdi,
It might rain, but I'm going anyhow.
- Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.
My wife has faults. None the less, I love her.
- Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.
I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same.
- Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.
He's not doing a very good job. All the same, you've got to admit that he's doing his best.
- O çok iyi bir iş yapmıyor. Yine de, onun elinden geleni yaptığını kabul etmelisin.
We objected, but she went out anyway.
- Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.
She wanted to go out anyway.
- Yine de dışarı çıkmak istedi.
At any rate, I can go out when it stops raining.
- Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.
It's just five in the morning, but nevertheless it is light out.
- Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.
Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece.
- Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.