verimli

listen to the pronunciation of verimli
Turkish - English

Definition of verimli in Turkish English dictionary

<span class="word-self">verimlispan>
{s} fertile

The soil here is fertile. - Buradaki toprak verimlidir.

Fertile soil is indispensable for a good harvest. - Verimli toprak iyi bir mahsul için zaruridir.

verim
yield

We had extremely good yields this year. - Bu yıl son derece iyi verimimiz vardı.

The bad weather will affect the yield. - Kötü hava verimi etkileyecek.

<span class="word-self">verimlispan>
fruitful

We've had very fruitful discussions. - Çok verimli görüşmeler yaptık.

Be fruitful and multiply. - Verimli olun ve çoğalın.

<span class="word-self">verimlispan>
{s} productive

Name-calling is never productive. - İsim takarak insanları küçümsemeye çalışmak hiç verimli değildir.

The year you spent in Germany was very productive for you. - Almanya'da geçirdiğin yıl senin için çok verimliydi.

<span class="word-self">verimlispan>
efficient

As people get older, their brain cells become less efficient. - İnsanlar yaşlanırken, beyin hücreleri daha az verimli olur.

I hope I am very efficient. - Ben çok verimli olduğumu umuyorum.

<span class="word-self">verimlispan>
abundant

The tree is abundant in fruit. - Ağaç meyve bakımından verimlidir.

The tree is abundant in fruit. - Ağaç meyvece verimlidir.

verim
efficiency

ENERGY STAR is a U.S. Environmental Protection Agency (EPA) voluntary program that helps businesses and individuals save money and protect our climate through superior energy efficiency. - ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.

Regulations harm efficiency. - Düzenlemeler verimliliğe zarar verir.

<span class="word-self">verimlispan>
{s} prolific

My friends say I'm a prolific writer, but I haven't written anything for months. - Arkadaşım verimli bir yazar olduğumu söylüyor ama aylardır herhangi bir şey yazmadım.

<span class="word-self">verimlispan>
{s} effective
<span class="word-self">verimlispan>
{s} rich

The basin of a river usually has rich farmland. - Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

<span class="word-self">verimlispan>
lush
<span class="word-self">verimlispan>
thrifty
<span class="word-self">verimlispan>
high speed
<span class="word-self">verimlispan>
{s} generous
verim
debit
verim
thruput
verim
returns
verim
product

These German translators are so unproductive, Tatoeba should delocalise production to Asia! - Bu Alman çevirmenler çok verimsizler, Tatoeba üretimi Asya'ya kaydırmalı.

The new production process achieves a high yield. - Yeni üretim süreci, yüksek verim elde eder.

verim
(Tarım) growing crops
verim
rendement
verim
(Ticaret) return
<span class="word-self">verimlispan>
efficiently

Tom is a good employee. He gets things done quickly and efficiently. - Tom iyi bir çalışandır. O işleri hızlı ve verimli bir şekilde yaptırır.

What surprised me most when I first entered college was how few of my classmates knew how to study efficiently. - Üniversiteye ilk girdiğimde beni en çok şaşırtan şey sınıf arkadaşlarımdan çok azının verimli çalışmayı nasıl bildikleriydi.

<span class="word-self">verimlispan>
(Ticaret) profitable
<span class="word-self">verimlispan>
teem
verim
performance
<span class="word-self">verimlispan>
copious
<span class="word-self">verimlispan>
fructiferous
<span class="word-self">verimlispan>
effi
<span class="word-self">verimlispan>
effecient
<span class="word-self">verimlispan>
fertilized
verim
output
verim
turnout
verim
delivery
verim
outturn
verim
output, product, yield
verim
yield, output, production
verim
richness
verim
effect
verim
feat
verim
capacity
verim
crop
verim
make

An efficient FBI agent does not make any bones about carrying out his duties. - Verimli bir FBI ajanı görevlerini yürütme hakkında bir şey söylemiyor.

verim
rating
verim
run

John runs the family business very efficiently. - John aile şirketini çok verimli bir şekilde işletiyor.

verim
eficiency
<span class="word-self">verimlispan>
rank
<span class="word-self">verimlispan>
grateful
<span class="word-self">verimlispan>
sweet
<span class="word-self">verimlispan>
bonanza
<span class="word-self">verimlispan>
producing
<span class="word-self">verimlispan>
loamy
<span class="word-self">verimlispan>
procreative
<span class="word-self">verimlispan>
pregnant
<span class="word-self">verimlispan>
fecund
<span class="word-self">verimlispan>
productive, fertile, rich; profitable, fruitful; prolific, productive
<span class="word-self">verimlispan>
productive; fruitful
<span class="word-self">verimlispan>
economical
<span class="word-self">verimlispan>
exuberant
<span class="word-self">verimlispan>
fat

My father wants an efficient assistant to help him. - Babam ona yardım etmesi için verimli bir asistan istiyor.

<span class="word-self">verimlispan>
yielding
<span class="word-self">verimlispan>
(Hukuk) productive, fruitful, productivity
<span class="word-self">verimlispan>
procreant
<span class="word-self">verimlispan>
plentiful
<span class="word-self">verimlispan>
fructuous
Turkish - Turkish

Definition of verimli in Turkish Turkish dictionary

VERİM
(Hukuk) Prodüktivite; üretim yoluyla elde edilen sonuç
Verim
randıman
Verim
(Hukuk) PRODÜKTİVİTE
<span class="word-self">Verimlispan>
(Hukuk) MÜNBİT
<span class="word-self">Verimlispan>
zengin
<span class="word-self">Verimlispan>
randımanlı
<span class="word-self">Verimlispan>
rantabl
<span class="word-self">Verimlispan>
semereli
<span class="word-self">Verimlispan>
vergili
<span class="word-self">Verimlispan>
cömert
verim
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere
verim
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere: "Nil, kendisini hayalinin eşsiz verimine kaptırmış, neler düşünüyor, ne tablolar çiziyor, ne oyunlar ve ne yalanlar hazırlıyor."- R. H. Karay
verim
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman
<span class="word-self">verimlispan>
Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli
<span class="word-self">verimlispan>
Verimi iyi ve bol olan, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir
<span class="word-self">verimlispan>
Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli: "Eğer bu beğeniş ve güven gerçek bilgi ve ihtisasa dayansaydı şüphesiz daha sağlam, daha verimli olurdu."- R. H. Karay. Çok yazan, velut: "Sonra, sahiden verimli bir de kalemi var!"- Y. Z. Ortaç
<span class="word-self">verimlispan>
Çok yazan, velût