The plane exploded and plunged into the ocean, killing all the people on board.
- Uçak patladı ve okyanusa düştü ve uçaktaki herkes öldü.
The plane had five hundred passengers on board.
- Uçakta bulunan beş yüz yolcu vardı.
The airplane took off on time.
- Uçak zamanında kalktı.
My father can fly an airplane.
- Babam uçak uçurabiliyor.
The aeroplane must carry some spare fuel.
- Uçak biraz yedek yakıt taşımalıdır.
Tom likes making paper aeroplanes.
- Tom kağıt uçak yapmaktan hoşlanır.
This aircraft is capable to dogfight and bomb at the same time.
- Bu uçak it dalaşı yaparken, bombalama yapabilme kabiliyetine sahip.
This aircraft company deals with freight only.
- Bu uçak şirketi sadece nakliye ile ilgilenir.
It's a miracle he wasn't killed in the plane crash.
- Onun uçak kazasında ölmemiş olması bir mucize.
The plane took off on time.
- Uçak zamanında kalktı.
Tom likes making paper aeroplanes.
- Tom kağıt uçak yapmaktan hoşlanır.
The aeroplane must carry some spare fuel.
- Uçak biraz yedek yakıt taşımalıdır.