sicher?

listen to the pronunciation of sicher?
German - Turkish
güvenli bir şekilde
emin olma
güvenli şekilde
emin ol

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? - Wie kannst du dir so sicher sein?

Kanama olmadığından emin olmalıyız. - Wir müssen sicher sein, dass keine Blutung vorhanden ist.

güvenle
falanca
sağ salim
güven içinde
kazasız belasız
tehlikesizce
{'zihır} kesin, güvenilir, sağlam, emin; tehlikesiz
emin, inanılır, güvenilir; sağlam; kesin, muhakkak; güvenli, emniyetli; tehlikesiz; herhalde, muhakkak, elbette
(Gramer) (vor etw./ jdm. + D) bir şeye karşı, birisine karşı güvende olmak
güvenli

Değerli eşyalarını güvenli bir yerde saklamalısın. - Du solltest deine Wertsachen an einem sicheren Ort aufbewahren.

English - Turkish

Definition of sicher? in English Turkish dictionary

certain
{s} mutlâk

O, oyunu mutlaka kazanacak. - He is certain to win the game.

certain
{s} güvenilir

Niyetlerinizin güvenilir olduğuna eminim. - I'm certain that your intentions are honorable.

Çeviri bir kadın gibidir. Güzelse güvenilir değildir. Güvenilirse kesinlikle güzel değildir. - Translation is like a woman. If it is beautiful, it is not faithful. If it is faithful, it is most certainly not beautiful.

assuredly
elbette
assuredly
mutlaka
assuredly
muhakkak
certain
belirli

Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır. - Properly used, certain poisons will prove beneficial.

Üçüncü yıldız belirli bir krala ait oldu. - The third star belonged to a certain king.

certain
muhakkak
certain
{s} kesin

O, kesinlikle cesaretsiz değildir. - He is certainly not without courage.

Buraya ne zaman geldiği kesin değil. - It is not certain when he came here.

certain
Belli

Tom takdir edeceğin belli niteliklere sahip. - Tom has certain qualities you'll appreciate.

Ted'in oyunu kazanacağı belliydi. - Ted was certain of winning the game.

assuredly
kesinlikle
assuredly
kesin olarak
assuredly
z. mutlaka
certain
{s} kesin, kati
certain
{s} belirli, muayyen
certain
{s} belirlenmiş
certain
{s} kuşkusuz
certain
of a certain age orta yaşlı
certain
{s} emin

Tom kesinlikle hepimizin eğlendiğinden emin oldu. - Tom certainly made sure we all had a good time.

Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi. - Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.

German - English
surely ?
…proof
assuredly
secure

Don't climb that ladder - it's not secure. - Steig nicht auf diese Leiter, sie ist nicht sicher!

Not all browsers are secure. - Nicht alle Browser sind sicher.

fail-safe
certain
sure-fire
unharmfully
sure
failsafe
certainly
blue-chip
for sure
easily
copper-bottomed
securely

Please make sure that your seat belt is securely fastened. - Bitte vergewissern Sie sich, dass Ihr Sicherheitsgurt fest geschlossen ist.

surely
surefire
safe
safely

Against all expectations, the Apollo spacecraft made it safely back to Earth. - Entgegen allen Erwartungen kehrte die Raumfähre Apollo sicher zur Erde zurück.

The aeroplane landed safely. - Der Flieger landete sicher.

safe (from)
unharmful
ceratin
certain to
unmistaken
unendangered